Davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılamanın sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Ayvacık ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 340 ada 445 parsel sayılı 1.737.211,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ve ... Köyü çalışma alanında bulunan 392 ada 19 parsel sayılı 19.056,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili, dava konusu taşınmazların 1931 tarihli ve 13 ve 14 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında Hazinedarzade ... Vakfına ait olduğunu iddia ederek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mezkur vakıf adına, kabul edilmemesi halinde özel orman niteliğiyle tescili talebiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk dairesinin 21.12.2020 tarihli ve 2020/3545 - 2020/6202 sayılı kararıyla; "Kural olarak davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) hakkın malikine, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) ise o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalarda davalı sıfatı dava tarihinde taşınmaz maliki olan kişiye (tapu sicilinde malik olarak yazılı olan kişiye) aittir. Husumet konusu, kamu düzenine ilişkin olup, HMK'nın 116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her safhasında ileri sürülebilir ve mahkemece de doğrudan doğruya (re'sen) gözönünde tutulur. Ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı ise Orman İdaresine ait olduğundan, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; Mahkemece, davacıya, davasını Orman İdaresi'ne de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde tüm tarafların delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek davaya devamla yalnızca Hazine aleyhine hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılan yargılama neticesinde taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.