Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında kanun iadesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz sebepleri; mahkûmiyet hükmüne itiraz ettiğini belirterek hükmün bozulması talebine ilişkindir.

31.01.2015 tarihinde, uyuşturucu madde ticareti kapsamında yürütülen soruşturmada, sanığa ait işyerinde yapılan aramada toplam 5 karton kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve onsekizinci fıkralarına aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; işyerinde ele geçen suça konu sigaraları sattığını, kanun iadesi sonrasında ise, savunmaları tekrarla atılı suçu ikrar ettiğini, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek için maddi imkânının bulunmadığını beyan etmiştir.

Sanık tarafından dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödediğine ilişkin ödeme dekontunun dava dosyasına eklendiği anlaşılmıştır.

Suça konu sigaraların kaçak olduğuna ilişkin bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.

Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.

Olay tutanağına göre, suç tarihinde sanığa ait işyerinde ticari nitelikteki kaçak sigaraların ele geçirilmiş olması, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ancak;
1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı sanık tarafından kovuşturma evresinde ödendiği halde belirlenen ceza miktarında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

2.Sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2020 tarihli ve 2020/181 Esas, 2020/385 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükmün 4 üncü bendinden ''...1/3 oranında indirilmesine ve sanığın 8 AY HAPİS..." ibaresi çıkarılarak yerine ''...1/2 indirim yapılarak sanığın 6 AY HAPİS..." ibaresinin eklenmesi, hükmün 5 inci bendinden ''...6 AY 20 GÜN...'' ibaresi çıkarılarak yerine '"..5 AY..." ibaresinin eklenmesi, hükmün 9 uncu bendinden ''...6 AY 20 GÜN...'' ibaresi çıkarılarak yerine ''...5 AY..." ibaresinin eklenmesi, hükmün 12 nci bendinden "...cezanın..." ibaresi çıkarılarak yerine ''...hapis cezasının..." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2024 tarihinde karar verildi.