Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkili arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlu aleyhine Ankara 29 İcra Müdürlüğü'nün 2016/11346 E sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, Güventepe Mah. 61283 ada, 6 parsel 48 nolu bağımsız bölümün ve Çankaya İlçesi, Ertuğrul Gazi Mah. 2974 ada, 11 parselde 12 nolu bağımsız bölümün diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen tarihli, esas ve karar sayılı kararı ile; dava konusu gayrımenkullerin tapuda gösterilen değerleri ile gerçek değerleri arasında misli aşan farkın olmadığını, davalıların da birbirini tanıdığının ispat edilememiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar arasında mal kaçırmak amacı ile takip başlatılmadan önce devrin yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik düzenlendiğini beyan ederek istinaf taleplerinin kabul edilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında misli aşan fark olmamasına, davalı ... 'un dava konusu gayrımenkulü konut kredisi çekerek satın almış olduğunun anlaşılmasına, davalı ...'ın da satın aldığı gayrımenkulün kaydında yer alan ipoteği kaldırıp ödemelere ilişkin belgelerin dosyaya sunulmasına, davalıların birbirini tanıdığının davacı tarafından somut deliller ile ispat edilememiş olmasına, göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.