Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılanın babası adına kayıtlı kamyonda şoför olarak 2005 yılından beri çalışan sanığın kamyonu katılanın istemesine rağmen geri vermediği, bir süre oyaladıktan sonra aracın ... Petrol önünden 2-3 gün önce çalındığını söylediği iddiasıyla sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış ise de, katılanın beyanlarına göre, sanığın kendi yanlarında çalışan şoför olmadığı, kamyonlarını kiralayıp fiilen kullanan kişi olduğunu, sanığın kirayı düzenli ödemeyip vergi borçlarının da gelmesi üzerine katılanın aracı istediğinde önce oyaladığını, sonra da çalındığını söylediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin TCK'nin 155/1. maddesinde düzenlenen basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.