İstinaf başvurusunun esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle, yetkili olmayan mahkemede yargılandığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, suça konu haberi kendisinin yayınlamadığına, eleştiri hakkını kullandığına, düşünce açıklamasında bulunduğuna ve bu sebeplerle kararın bozulmasına ilişkindir.
Sanık savunması, davaya konu habere ilişkin bilgisayar çıktıları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; hukuki güvenlik ilkesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adli yargılanma hakkının ihlali sonucuna sebebiyet verecek ve böylece Anayasa ile uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu dosyada gerçekleşmediğine, ayrıca AİHM'nin Lesnik/Slovakya davasında, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken hoşgörü göstermeleri gereken eleştiri sınırınını diğer insanlara göre daha geniş olduğu ancak kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları anlamına gelmeyeceği üstelik görevlerini hakkıyla yerine getirmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerektiğini bunun ise kamu görevlisinin asılsız suçlamalara karşı korunmakla sağlanabileceğini vurguladığı hususu ile, yine AİHM'nin Schöpfer/İsviçre davasında; davanın taraflarından biri olan avukatların yargı sistemine saygılı olması gerektiğini, avukatların hakim aleyhine aşırı abartılı ve hakaretvari dil kullanmamaları gerektiğinin belirtildiği
anlaşıldığından, sanığın hakaret suçunu işlediğine ve mahkumiyetine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda isabetsizlik bulunmadığından aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2024 tarihinde karar verildi.