İstinaf başvurusunun esastan reddi

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İlk Derece Mahkemesince, sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen incelemeye konu kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyizinin; hükmün temyizen incelenmesi ve lehine olan Yasa hükümlerinin uygulanmasıyla birlikte resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak,

1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul edilen “Dengesiz” şeklindeki sözün katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi,

2. Kabule göre de;

Koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında hükmedilen cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(a) maddesi uyarınca Dinar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2024 tarihinde karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

Sanık ... hakkında şikayetçi ...’e yönelik 16/05/2016 tarihinde işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit suçlarından Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2016 tarihli ve 2016/460 E. 2016/725 K. sayılı Kararıyla;
• Hakaret suçundan atılı ve sabit olan eylemine uyan;
a) Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 125/3-(a) maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
c) Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
• Tehdit suçundan;
d) Türk Ceza Kanunu'nun 106/1- birinci cümle maddesi gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
e) Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
f) Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,

İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Karara karşı sanık tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 18/11/2016 tarihli ve 2016/79E., 2016/75K. sayılı kararıyla, “istinaf başvurusunun esastan reddine” kesin olarak karar verilmiştir.
7188 sayılı Kanunla kamu görevlilerine hakaret suçunun temyiz kanun yoluna açılması ile sanık tarafından süresi içinde ve gerekçeli olarak yapılan başvuru ile söz konusu mahkûmiyet kararının infazı durdurularak dosya hakaret suçu bakımından temyiz denetimi için Dairemize gönderilmiştir.
Dairemiz çoğunluğunun mezkûr kararı ile “sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul edilen ‘Dengesiz’ şeklindeki sözün katılanın, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu kararın onanması düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak edilememiştir. Şöyle ki;
Sanığın başka bir suçtan SEGBİS yoluyla ifadesinin şikâyetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesinin alındığı esnada şikâyetçiye hitaben “insan ol, ben 16 yaşından beri cezaevindeyim, bu güne kadar kimseye acımadım, sana da acımayacağım, 2019’da cezaevinden çıkıyorum, Dinar’a gelince görüşeceğiz, seni öldüreceğim, dengesiz” şeklinde sözler söylediği iddiasıyla kamu davası açılmış ve ilk derece mahkemesince söz konusu sözlerin sübut bulduğu ve hakaret ve tehdit suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesince de kanun yolu müracaatı üzerine esastan ret kararı verilmiştir. Subut konusunda derece mahkemeleri ile Dairemiz kararı arasında bir aykırılık bulunmadığı gibi tarafımızca da eylemin bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Ancak, sayın çoğunlukla görüş ayrılığı sanığın söylediği bu sözlerin söylendiği yer ve bağlam içinde hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Şikâyetçinin görevde olan bir Cumhuriyet Savcısı olduğu ve eylemin Cumhuriyet Savcılığı görevinin gereğini icrası esnasında gerçekleştiği göz önüne alınmalıdır.
Bununla birlikte, yargı organlarına demokratik toplumlarda verilen özel görev de dikkate alındığında, hukuk devletinin asli değeri olan yargının, halkın güvenine ihtiyaç duyduğu tartışılmaz bir gerçektir. Yargı organlarının, görevlerini ve mesleki sorumluluklarını yerine getirirken kendilerini kararları dışında, ifade edememeleri nedeniyle ciddi ve temeli olmayan ifadelere karşı korumak gerekmektedir.

Bu nedenle yargı organları ile ilgili eleştiriler belirli sınırları aşmamalıdır. Bu bağlamda adaletin uygun biçimde sağlanması isteği ile yargılama makamlarının mesleki onurları arasında bir denge kurulmalıdır.
Kamu otoritesinin en güçlü şekilde icra edildiği yargı faaliyeti esnasında sanığın şikayetçi Cumhuriyet Savcısına yönelik ifade alma işlemi sırasında söylediği sert ve küçük düşürücü ifadelerin, söylenen sözlerin bütünlüğü, söylendiği yer ve zaman ve sanığın kastı da nazara alınarak; şikayetçiyi küçük düşürmeye matuf, tahkir edici bir davranış olarak ele alınması gerekir.
Dolayısıyla, hakaret suçunun oluşması sebebiyle bölge adliye mahkemesi kararına yönelik vaki temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması gerektiği düşünülmüştür.
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.