Davacı, Tarım ... sigortalısı olmadığının ve bu sigortalılık nedeniyle kuruma borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı ...K vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı 01.02.2005-03.08.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabul eden Kurum işlemi ile tahakkuk ettirilen pirim borcunun iptalini istemiştir.
Mahkemece, 5510 sayılı Yasanın geçici 17. Maddesi gereğince davacının 5 yılı aşkın prim borcu bulunduğu, tevkifat yoluyla cüzi miktarda yapılan prim kesintilerinin borcu karşılamadığından bahisle 01.05.2005-03.08.2010 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olmadığının ve bu tarihler arasındaki prim borcundan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı SGK avukatları tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacının 01.12.1988 tarihinden 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak resen tescil edildiği, muhtar beyanına göre 01.12.1988 itibaren tarımsal faaliyette bulunduğu, 19.01.2007-03.08.2010 tarihleri arasında Ziraat Odası, 20.05.1982-20.07.2010 tarihleri arasında ... Pancar Ekicileri Kooperatifi üyeliğinin bulunduğu, teslim ettiği ürün bedellerinden 20.09.2005 ve 20.09.2006 tarihlerinde prim kesintisi yapıldığı, Ziraat Oda Kaydının son bulmasına göre 03.08.2010 tarihi itibarıyla Tarım ... sigortalılığının sona erdirilerek, 5 yıl 6 ay 3 gün sigortalı kabul edilerek prim tahakkuk ettirildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının dava konusu dönemde 2926 sayılı Yasa Kapsamında sigortalı olup olmadığı ve 1479 sayılı yasanın Ek 19 ve 5510 sayılı yasanın geçici 17 maddesinin getirdiği olanaklardan davacının yararlanmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Ek 19.maddesine göre “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zamanaşımının kesilmesi ve zamanaşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6), (8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümleri uygulanır.”
Aynı konu ile ilgili olarak 5510 sayılı yasanın geçici 17. maddesinde de eşdeğer bir düzenleme yapılarak,” Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Hükmü getirilmiştir.
Her iki durumda da sigortalının yasanın getirdiği haktan yararlanabilmesi için öncelikle yasanın yürürlük tarihinde 5 yılı aşan pirim borcunun bulunması ikinci olarak ta bu borcun kurumca yapılacak bildirime rağmen ödenmemesi gerektiği ortadadır. Somut olayda davacının 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalı olarak kabul edildiği 01.02.2005 ile 5510 sayılı Yasanın geçici 17.maddesinin yürürlük tarihi olan 30.04.2008 tarihleri arasında kalan dönemdeki sigortalılık süresinin 5 yılın altında bulunmasına göre, geçici 17. Maddenin getirdiği olanaktan yararlanmasının mümkün bulunmadığı ortadadır.
Davacının 01.02.2005 tarihi itibarıyla 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalı olarak tesciline ilişkin kurum işlemine gelince; Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasanın 10.maddesinde tarımsal alanda zorunlu ...’lu olarak çalışmanın yasal karineleri gösterilmiştir, anılan maddeye göre tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi; “valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri, ... Kooperatifleri ile Birliği, Türkiye ... Fabrikaları ve ... Şirketi ve Tarım Kesimine Yönelik Faaliyette bulunan Milli Bankalar gibi kuruluşların belge ve kayıtlarıdır.” Somut olayda davacının dava konusu dönemi de kapsayacak biçimde tarımda kendi nam ve hesabına çalıştığı, muhtarlık, ziraat odası ve...kooperatif kayıtlarından bellidir. Hal böyle olunca da davacının 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalı olarak tesciline ilişkin Kurum işleminde yasaya aykırılık bulunmadığı açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara hususlar göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.