İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında mahkûmiyet

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; aynı suçtan ikinci kez cezalandırılmasının Kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanığın suç tarihinde Söke 11. Motorize Piyade Tugay Komutanlığında er olarak görev yaptığı, daha önce işlediği izin tecavüzü suçundan hakkında çıkarılan yakalama emrine istinaden sanığın 12.12.2016 günü Hatay İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından yakalandığı, ifadesinin alınmasından sonra Antakya Askerlik Şubesi Başkanlığınca 2 gün yol süresi verilerek, Söke'deki Birliğine sevk edildiği, ancak sanığın verilen yol süresi sonunda Birliğine katılmayıp firar suçunu işlemeye başladığı, hakkında çıkarılan yakalama emri uyarınca 08.09.2017 tarihinde Hatay'da yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın aşamalarda tespit edilen savunmaları dosyada mevcuttur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın Birliğine katılması gereken tarihte katılmayarak firari kaldığının kabulüyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, suç tarihi ve ceza miktarına göre, 14.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6722 sayılı Kanun ile değişik 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi uyarınca, sırf askeri suçtan verilen üç aydan fazla hapis cezasının ertelenmesine yasal imkan bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin erteli 10 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının kaldırılarak yeniden mahkûmiyetine karar verildiği belirlenmiştir.

1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenebilen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde karar verildi.