B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Sanık ... Hakkındaki Hükme Dair Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden;

1.Sanık ...'un Üçler Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkanı, ölen sanık ...'ın da kooperatifin ikinci başkanı oldukları, Üçler Yapı Kooperatifi adına 06.10.2009 tarihinde Denizbanktan kredi çektikleri sırada adı geçen bankanın üyelerin tamamının kredi çekme konusunda yönetimi yetkili kıldıklarına dair belge istemesi üzerine sanıkların katılan ... ve kızı ...'ın yerine bu belgeye imza atmak suretiyle sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Üçler Yapı Kooperatifi'nin 06.06.2008 tarihinde yapılan genel kurulda sanıklardan ölen ...'nın kardeşi ve her iki sanıktan şikâyetçi olan katılan ...'ın da bulunduğu ve ...'ın Kooperatif Genel Kurulunda divan başkanlığı yaptığı kendi imzasını ihtiva eden Genel Kurul kararıyla kooperatif yöneticilerine kredi çekme yetkisinin verildiği, bu yetkiye rağmen kredi çekilen bankanın üyelerinin tamamının kredi çekilmesine rıza gösterdiklerine dair yazılı belge istediği, kooperatifin toplam 12 üyesinin bulunduğu, 10 üyenin bankanın istediği yetkilendirme kararını imzaladığı, sanıkların savunmalarına göre; kooperatif üyesi olan katılan ... ile kızı ...'ın kredi çekildiği sırada İzmir ilinde bulundukları, kampanyalı kredinin de süresinin bitecek olması nedeniyle katılan ve kızını arayıp onların sözlü muvafakat vermeleri sebebiyle bankaya kredi çekilmesi hususunda sundukları belgede bu iki üyenin yerine imza attıklarını belirttikleri, kredi çekilmesinden dolayı aldırılan bilirkişi raporu içeriğine göre; kredinin çekilmesinden dolayı bankanın ve kooperatif üyelerinin bir zararının bulunmadığı, hatta çekilen bu krediyle inşaatın tamamlandığı, diğer taraftan; katılanın durumdan haberdar olduğu ve kredinin çekilmesinden yaklaşık 15 ay sonra şikâyetçi olduğu, bilirkişi raporuna göre; katılanın aidat borçlarını ödemediğinin ve kooperatife borçlu olduğunun tespit edildiği, katılanın borçlarını ödememesi nedeniyle kooperatifin inşaat bitirme kredisi çektiği, kooperatif başkanı ölen sanık ... ile katılan ...'nin kardeş olmaları nedeniyle katılanın borçlarının tahsili için icra takibi yapılmadığı, bütün bu hususlar ile sanıkların savunmaları dikkate alındığında; sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gibi kooperatifin 06.06.2008 tarihli Genel Kurulunda katılanın divan başkanı sıfatıyla imzaladığı genel kurul kararı uyarınca sanıklara kredi çekme yetkisinin zaten verildiği, hem bu genel kurul kararı dikkate alındığında, hem de sahteliği öne sürülen belgedeki on iki üyeden onunun imzasının gerçek olması karşısında kredi çekmeye mani bir halin bulunmadığı, bu haliyle de suçun unsurlarının oluşmadiğı, sahteciliğin varlığı kabul edilse dahi faydasız sahtecilik kapsamında kaldığı anlaşıldığından tüm bu nedenlerle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

2.Kabule göre de;
a) Suça konu belgenin Mahkemece gözlemlenerek özelliği tutanağa geçirilmeden ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi,
b) Suça konu belge aslının dosya arasında delil olarak saklanılması yerine ilgili kuruma iadesine karar verilmesi,
c) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının tatbik edilmesinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

B. Sanık ... Hakkındaki Hükme Dair Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden;
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 06.06.2020 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.