Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle, ...Beldesinde bulunan 399 ada 1 sayılı parselin davalı adına kayıtlı olduğunu, kadastro sırasında 197 sayılı parsel olarak tespit gördüğünü ve yenilemeden sonra 399 ada 1 parsel sayısını aldığını, orman kadastrosunun 07.03.1986 tarihinde kesinleştiğini, parselin bu kısmının orman sınırları içinde kaldığını, gerek 3402 sayılı Kanun'un 12/4, gerekse 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11 inci maddesindeki hükümlerine göre orman sınırlaması içinde kalan tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, parselin orman sınırları içerisinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı ... Anonim Şirketi (Birleşme sonucu... A.Ş. olmuştur.) vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava konusu parselin 1944 yılından beri tapuda müvekkili ve bayileri adına kayıtlı olduğunu ve tapunun Alanya Tapu Komisyonun 27.04.1944 tarihli ve 64 sayılı kararınca oluşturulduğunu ve bu karar doğrultusunda tapunun ilk malik ... adına 02.05.1944 tarihinde 29 sıra numarası ile ihdas edildiğini ve sabit sınırlı olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerden kadastro geçtiğini ve ... ... adına tespit gördüğünü, tespite karşı Orman İdaresi tarafından yapılan itiraz üzerine Alanya Arazi Kadastro Mahkemesinin 28.01.1958 tarihli ve 1957/19 Esas, 1958/39 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile orman olmadığı hususunun kesin hüküm teşkil edecek şekilde karara bağlandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, bu kararın orman kadastrosu çalışmaları sırasında nazara alınmamasının komisyonun çalışmalarının sıhhat derecesini gösterdiğini, yine bu çalışmalara ilişkin ilan hususunun da meçhul olduğunu, davaya konu yaklaşık 5 dönümlük yerin Orman İdaresinin haksız işgali altında olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 683/2 nci maddesi gereğince dava haklarının bulunduğunu, Orman İdaresinin kamulaştırmasız el atması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL ecrimisil alacağının faizi ile birlikte tahsiline, bu bölüme davalının vaki kamulaştırmasız elatmasının önlenmesine ve aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir (karar celsesinde karşı dava tefrik edilmiştir).
İlk Derece Mahkemesince davacının davasının kabulüne, harita kadastro mühendisi bilirkişi ... 23.06.2014 tarihli krokili raporunda Alanya ilçesi, ... kasabası 399 ada 1 sayılı parsel içerisinde (A) harfi ile gösterilen 4.250,20 m²'lik yere ilişkin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı ... Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2015/16384 Esas, 2017/4761 Karar sayılı ilamı ile hüküm bozulmuştur.

Bozma ilamında özetle; "Mahkemece taraflar arasında kadastro mahkemesinde görülen davanın her ne kadar tarafları ve konusu aynı ise de; hakdüşürücü sürenin kesin hükümden önce geldiği kabul edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraflar arasında her ne kadar tapulama mahkemesinin kesin hüküm teşkil eden kararı mevcut olsa da, kesin hükümden sonra 1986 yılında yörede orman tahdidi yapıldığı ancak davalılar tarafından hak düşürücü süre içerisinde tahdidin iptaline yönelik dava açılmadığından orman tahdidinin kesinleştiği, davalılar bakımından hak düşürücü süre geçtiğinden ve tahdit kesinleşmiş olduğundan artık taraflar arasındaki kesin hükmün yargılamada dikkate alınamayacğı, ne var ki; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan 78 ve 79 orman sınır noktalarının tutanaklardaki tarifinde; 78 nolu orman sınır noktasından 79 numaralı orman sınır noktasına giderken zeminde sabit duvar şeklinde olan parsel sınırı şeklinde olduğunun tutanakların 26 ve 27. sayfalarında belirtildiğini, parsel sınırının zeminde net olarak duvar ile ormandan ayrıldığı, çekişmeli taşınmazın (A) harfli kısmının orman sınırı içinde kaldığını belirtmişse de; orman tahdit tutanaklarının 26-27 sayfalarındaki tarifte; “...78 ...’den orman sınır hattının tapulama parselini takiben sağ taraf İncekum Devlet Ormanı, sol taraf ...'a ait 196 parsel ve ... ...'a ait tarla vasfında 197 sayılı parselin ormanla müşterek sınırını takiple alanya Antalya Karayolunun düz bir hatla geçerek ... ...'a ait tarla vasfında 209 nolu parselin karayolu istimak sınırı ile kesiştiği güneybatı köşesine 79 ... noktası tesis edildi” şeklinde olduğunu, orman kadastro çalışma tutanakları ile tahdit haritasının çelişkili olması halinde orman sınır noktalarının zemindeki ve tahdit haritasındaki yerine itibar edilmeyip, çalışma tutanaklardaki yön ve mesafe olarak tarif edilen yerlerine itibar edilmesi gerektiği, Ancak hükme esas alınan uzman bilirkişilerin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığının net olarak anlaşılamadığı be sebeple 76,77,78,79 ve 80 ... noktalarını gösterir şekilde orman tahdit haritasının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneği, yöreye ait en eski tarihli ve 1986 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtildikten sonra; yeniden keşif yapılarak, orman kadastro haritası ile kadastro paftasının 76,77,78,79 ve 80 orman tahdit sınır (...) noktaları görülecek biçimde çakıştırılması, kadastro haritası ile çalışma tutanaklarının uyumsuz olması halinde Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında karşı dava tefrik edildikten sonra, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.