SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarihli ve 9-7-56 sayılı kararında açıklandığı üzere ve kovuşturma evresinde kendisine zorunlu müdafi atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda zorunlu müdafiye yapılan tefhim ve tebliğlerin kendisine bağlanan hukukî sonuçları doğurmayacağı, bu durumda zorunlu müdafi sanığın lehine gibi görünen bazı işlemleri yapmış olsa da, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesi vermesi hâlinde temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği gözetildiğinde; sanığın kendisine kovuşturma aşamasında müdafi atandığından haberi olmadığı, sanığın yokluğunda verilen 08.10.2018 tarihli kararın mahkemece atanan zorunlu müdafi Av. ...'e tebliğ edildiği ve müdafi tarafından verilen temyiz dilekçesinin sanığa tebliğ edildiğine dair bir belgeye dosya arasında ve UYAP’ta rastlanmadığı anlaşıldığından, sanığa bilgisi dışında temyiz dilekçesi veren Av. ...'ün temyizini kabul edip etmediği, muvafakat ettiği takdirde müdafinin temyizinin inceleneceği, muvafakat vermediği takdirde Av. ...'ün temyizinin incelenmeyeceği, kararda belirtilen temyiz süresi içinde muvafakat etmediğine dair dilekçe vermediği takdirde muvafakat vermiş sayılarak müdafinin dilekçesine göre inceleme yapılacağı belirtilmek suretiyle meşruhatlı tebligat çıkarılması, bunu gösterir belgeler ile sanık tarafından temyiz edilmesi yada muvafakat edilmediğine dair dilekçe verilmemesi durumunda bu konuda ek Tebliğname düzenlenmesi,
2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." ve yine aynı Kanun'un 295. maddesinde yer alan "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafiinin, 24.10.2018 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmış ise de kararın kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin bitmesinden itibaren 7 gün içinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiğine dair ihtaratın yer almadığı, 18.07.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 08.03.2023 tarihli ve 2019/42687 sayı ile verilen Anayasa Mahkemesinin “gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçenin verilmesi için 7 günlük süre yönünden ihtar yapılmamasının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine” ilişkin kararı gözetilerek hak kaybının önlenmesi bakımından sanığa ve sanık müdafiine 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tebligat yapılarak buna ilişkin evrakın dosyaya konulması ve süresi içerisinde gerekçeli olarak hükmün temyiz edilmesi hâlinde temyiz dilekçesi ve buna ilişkin düzenlenecek olan ek Tebliğname eklenmesinden sonra dava dosyasının geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.