Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... .. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 147,400,455,967,1088 parsel numaralı taşınmazları davalılardan 25.04.1983 tarihinde satış vaadi sözleşmesiyle bedelini ödeyerek satın aldığını ve 30 yıldır kullandığını belirterek davalıların paylarının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vasisi ... vekili cevap dilekçesinde, ...’in yaşlılık ve bunama nedeniyle kısıtlandığını, sözleşme tarihinde dahi 70 yaşın üzerinde olduğunu, satıştan kendilerinin haberi olmadığını ve imzanın ...’e ait olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı ... vasisi ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.
1. Dava konusu 147,400,967 ve 1088 parsel sayılı taşınmazlar davacının iddia ettiği 25.04.1983 tarihli satış vaadi sözleşmesinden önce 31.03.1981 tarihinde tapulama yoluyla taraflar adına paylı olarak tescil edilmiştir. Bilindiği üzere tapulu taşınmazların satışı TMK'nin 706, BK'nin 213 (6098 sayılı TBK'nin 237), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Buna göre, davacının bu parsellere yönelik tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü yerinde değildir. Temyiz edenin sıfatı ve payı gözetilerek davanın reddine karar verilmelidir.
2. Davalının diğer parsele yönelik temyiz itirazına gelince;
Dava konusu 455 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, 26.05.1983 tarihinde tapulama yoluyla taraflar adına paylı olarak tescil edildiği görülmektedir. Davacının iddia ettiği harici satış ise 25.04.1983 tarihinde yapıldığından, Mahkemece taşınmaz kadastro tutanakları getirtilerek satış tarihi itibariyle taşınmazın kadastro öncesi tapusunun olup olmadığı araştırılmalı, iddia ve savunmalar doğrultusunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu 13/B maddesi hükmü üzerinde durularak, sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Özdemir vasisi ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.