Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, vekil edeninin 100 ada 20 parsel sayılı arazinin 1979 yılından bu yana zilyedi olduğunu, taşınmaza birtakım muhdesatlar yaptığını, vekil edenine ait 11 ada 1 parselden 30 yıl önce Belediyece yol geçirilmesi karşılığında kendisine 100 ada 20 parsel sayılı taşınmazda kullanmakta olduğu 3000 m2 alanlı kısmın ifrazen 100 ada 36 ve 29 parsel olan taşınmazların verildiğini ve yaklaşık 35 yıl önce zilyetliklerinin devredildiğini belirterek, 100 ada 36 ve 29 parsel sayılı arazinin davalı üzerindeki hissenin iptalini ve tapu miktarı üzerinden iptali ile müvekkil adına ifrazen ve müstakilen 3000 m2 olarak tapuya tesciline karar verilmesini, olmadığı taktirde tapuya hisseli olarak tesciline karar verilmesine, ayrıca taşınmaz üzerindeki muhtesatların değerlerinin tamamının bugünkü ulaştığı değerinin tespiti ile müvekkillere ödenmesine ve ödeninceye kadar vekil edeni lehine hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın davalı belediye ile 06.08.1997 yılında takas yaparak dava konusu 100 ada 36 parsel ile dava dışı 35 parseli kaplayacak şekilde anlaştığı, bu tarihten itibaren davacı tarafın zilyetliği kendisine devredilen parselleri toprak dolgusu yapmak ve sera olarak kullanmak suretiyle zirai faaliyette bulunduğu ve bu faaliyetinin aralıksız olarak devam ettiği, ayrıca eklemeli zilyetlik yolu ile kendisine devredilen zilyetliği nizasız ve aralıksız olarak ekonomik amaca uygun bir şekilde devam ettirdiği ve zilyetlik koşullarının oluştuğu ayrıca davalılardan belediye tarafından sulhname ile taşınmazın devrinin taahhüd edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 100 ada 36 parsel sayılı 2000 m2 miktarlı taşınmazı davalı belediye adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine, 29 parsel yönünden açılan davanın reddine, 35 parsel yönünden açılan bir dava bulunmadığından bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı belediyenin başkanınca imzalanan 06.08.1997 tarihli belgeye ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı açılan tapu iptali ve tescil ve muhdesat bedeline yönelik alacak istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu yapılan 100 ada 36 ve 29 parsellerde davalı Belediye’nin tam malik olduğu anlaşılmış ve temyize gelen tarafın sıfatına göre temyiz incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekilinin 100 ada 36 parsele yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; öncelikle 36 ada 100 parselin ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile tapu kaydının ve kadastro tutanağının dosyaya getirtilmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususunun üzerinde durulması gerekir.
Diğer yandan; bilindiği üzere, mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 70 ve 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e maddesinde Belediye Meclisinin “…Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisi…” konularında karar vereceği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra 5393 Sayılı Yasa'nın 34/g maddesinde de “…Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına…” Belediye Encümeni tarafından karar verileceğini belirten hüküm uyarınca, Belediye Meclisi taşınmaz satımında Belediye Encümenine yetki verebilir. 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 70 ve 83. maddelerine yorum getiren gerek adli gerekse idari yargı kararlarında belediye taşınmazlarının satışına karar verme yetkisinin, belediye meclislerine ait olduğu ilkesi benimsenmiş ve yargısal uygulama istikrar kazanmış iken bu defa 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 Sayılı Yasa ile 1580 sayılı Belediye Kanunu iptal edilmiş ve 5393 sayılı Yasa'nın 18/e ve 34/g maddesi hükmü ile belediyeye ait taşınmazların satışı yine belediye meclisinin kararına bağlı kılınmış, meclisin kararı doğrultusunda belediye encümeninin tasarrufa yetkili olduğu benimsenmiştir.
Somut olayda, davacı vekilince dosyaya sunulmuş 06.08.1997 tarihli Belediye Başkanı Hüseyin Gürkan tarafından imzalanan belgede her ne kadar, 100 ada 20 parsel sayılı taşınmazda 3000 m2 yerin ...’a verilmek üzere ayrıldığı, tapu işlemlerinin devam etmekte olduğu ve ileride kendisine tapunun verileceği belirtilmiş ise de, bahsi geçen belge az yukarıda ifade edilen usul izlenmeksizin belediye başkanının tek başına böyle bir tasarrufta bulunma yetkisi olmadığından satış, takas vs. niteliğinde değildir ve geçersizdir. Dolayısıyla 36 parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru değildir.
Davalı vekilinin 100 ada 29 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas alınan raporda 29 parselin değerinin belirlenmediği halde, davalı lehine hangi miktar üzerinden hesaplandığı anlaşılamayan 25150,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.

Temyiz edenin sıfatına göre yapılan temyiz incelemesi neticesinde; davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.