Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk ve adli kontrol tedbirleri uygulanması nedeniyle 100.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 4.321 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın 02/09/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; hükümdeki maddi ve manevi tazminat miktarlarının "2.124,95 TL" maddi ve "3.000 TL" manevi, manevi tazminata ilişkin faiz başlangıç tarihinin "23/07/2016", vekalet ücretinin "1.056 TL" olarak düzeltilmesi sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; avukata ödenen vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi ve kazanç kaybına ilişkin zararın davacının en son aldığı maaş üzerinden hesaplanması gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Konya 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/297 Esas 2018/93 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 23/07/2016 - 28/07/2016 tarihleri arasında 5 gün gözaltı/tutuklu, 02/09/2016 - 21/10/2016 tarihleri arasında 49 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 09/03/2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/ tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince hükmün maddi, manevi tazminat miktarı, manevi tazminat yönünden faiz başlangıcı ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı 02/09/2016 - 21/10/2016 tarihleri arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "2.096,97" TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde "2.124,95" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması ve UYAP'tan yapılan kontrolde halen kamuda aktif çalışan olarak görünen ve ihraçtan sonra görevine iade edildiği anlaşılan davacının maaşına yönelik maddi kaybının bulunmadığı anlaşılmakla; davacının maddi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Hüküm fıkrasının maddi tazminata ilişkin (2) numaralı bendinde "maddi" tazminat yerine "manevi" tazminat şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1-Davacının 23/07/2016 - 28/07/2016 tarihleri arasında 5 gün gözaltı/tutuklu, 02/09/2016 - 21/10/2016 tarihleri arasında 49 gün tutuklu kaldığı anlaşıldığından; her bir koruma tedbiri dönemi için ayrı ayrı manevi tazminat miktarları belirlenip, belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren faiz işletilmemesi ve nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.09.2024 tarihinde karar verildi.