Dava, 1479 sayılı Kanun'un ek geçici 13. maddesi kapsamında yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dosya kapsamına göre, davacı 1479 sayılı Yasa'nın ek geçici 13. maddesi kapsamında süresinde 01.10.1972 ile 20.04.1982 tarihleri arasında kalan vergiye kayıtlı olduğu dönemleri borçlanmak için Kuruma başvuruda bulunmuş ve aynı yasanın ek geçici 16. maddesi ile öngörülen 2 yıllık uzatma süresi içinde kısmi ödemede bulunmuştur.

Dairemizin 09.06.2011 tarihli Bozma ilamı ile, kısmi borçlanmanın karşıladığı süre kadar vergi borçlanmasına geçerlilik tanınarak tahsis koşullarının irdelenmesi gerektiği belirlenmiş olup, Mahkemece bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonunda, geçerlilik tanınması gereken vergi borçlanmasının 2 yıl 2 ay 25 gün olduğu kabul edilmiş, bu süre de gözetildiğinde tahsis talep tarihi olan 01.11.2002 tarihi itibariyle 25 tam yıl prim ödeme koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yasal dayanakları 1479 sayılı Kanunun 24. ve geçici 10. maddesi olan ve 12.12.2007 tarihinde açılan davada, davalı Kuruma yaşlılık sigortasından aylık bağlanması isteminde bulunulduğu 01.11.2002 günü itibarıyla 25 tam yıl sigortalılık primi ödeme koşulunun gerçekleşmediği belirgin olmakla birlikte, dava tarihi itibariyle 25 yıllık sigortalılık süresinin dolduğu fakat prim borcu bulunduğu anlaşıldığından, özellikle, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Usul ekonomisi ilkesi” başlığını taşıyan 30. maddesinde yer alan, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme ile sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında, dava dilekçesini tahsis talep dilekçesi olarak kabul ederek, davacıya, prim borcunu ödemek üzere süre verilmesi ve prim ödemesini takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkin hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, istem günü itibarıyla tahsis şartlarının tümüyle oluşmadığı gerekçesiyle buna yönelik talebin reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.