SUÇLAR: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli hırsızlık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Sanıklar ... ve ... haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ... ve ... haklarında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli hırsızlık suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanıklar ... ve ... Haklarında Hırsızlığa Teşebbüs Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Karşı Katılan Kurum Vekili ve Sanıklar Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2009/13-12 sayılı Kararı ile aynı Kanun'un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizlerinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, temyizen incelenmeyen hükümlerin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II. Sanık ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılan Kurum Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık ...'ın orman muhafaza görevlisi olması sebebiyle yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle nakliye tezkeresi düzenlemeye yetkili olduğu, görevi kapsamında tanzim ettiği sahte belgenin özgü suç niteliğinde olan 5237 sayılı TCK'nın 204/2 maddesi kapsamında yer alan kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun yasal unsurlarını taşıdığı, özgü suçlara 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi kapsamında asli fail olarak aynı hak ve yetkiye sahip kamu görevlilerinin iştirakinin mümkün olacağı, somut olayda kamu görevlisi olmayan sanık ...'in gerek ikrarı gerek tüm dosya kapsamı itibarıyla sanık ...'ın sahte şekilde nakliye tezkeresi tanzim ettiğini bildiği sabit olmakla, sanık ...'in, 5237 sayılı Kanun'un 40/2. Maddesinde; "Özgü suçlarda ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur." şeklinde yer verilen bağlılık kuralı uyarınca, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla suçtan sorumlu tutulabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan Kurum vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III. Sanık ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılan Kurum Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle suç işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, katılan Kurum vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan Mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek hüküm fıkrasına "Yüklenen suçu 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri takdiren 1 yıl 3 ay süreyle kullanmaktan yasaklanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV. Sanık ... Hakkında Verilen Beraat Kararlarına Karşı Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın, suça konu orman emvalini Karamürsel ilçesinden aldığını beyan ettiği ve sanık ... tarafından tanzim olunan sahte nakliye tezkeresini görevli jandarma ekibine ibraz ederek kullandığı, sahte nakliye tezkeresi üzerinde mal sahibi olarak ...'ın adı yazmasına rağmen MDF fabrikasına teslim etmesi karşısında sanığın, nitelikli hırsızlık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek her iki suçtan beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan Kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.