1-Sanıklar ..., ... ve ...haklarında 3713 sayılı TMK'nun 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3,58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyetkararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
2-Sanık ... hakkında TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesiyollaması ile TCK'nın 314/2, 220/7 ve 3713 sayılı Kanunun 3,5maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3 ve 5275 sayılı yasanın 107/4,108 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının kaldırılarakTCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 3,5 maddeleri ile TCK'nın62/1, 53/1-2-3,58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyetkararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre, BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ...Bankası A.Ş.'de örgüt liderinin talimatı üzerine hesap açtığı, işlem yaptığı yönünde delil bulunmayan sanıkların anılan banka nezdinde açılmış hesabının bulunmasının ve bu hesaba ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanık ... Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte,
Sanığın örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılıp örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti ile savunmasının denetlenmesi bakımından; hükümden sonra gelen ...'in beyanlarının duruşmada CMK 217/1 inci maddesi uyarınca okunarak tartışılmasından ve sanığa ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar ile suçun sübutu bakımından belirleyici delil olan ..., ..., .., ..., ..., ..., ... ile ... ve sanık savunmasında ismi bildirilen ... duruşmada veya SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenilmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanıklar ..., ... ve ... yönünden;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı oldukları anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildikleri yönünde haklarında yeterli delil bulunmayan, oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanları nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağlarını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullandıkları veya örgütsel iletişim ağına dahil oldukları saptanamayan, içeriği belli olmayan sohbet toplantılarına katılım dışında haklarında delil bulunmayan sanıkların bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemleri hiyerarşik yapıya girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğinden, eylemlerinin sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, ayrıca banka hesap kayıtları incelendiğinde, aksi kanıtlanamayan savunmalarının aksine, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütsel amaçla ve örgüte yarar sağlamak saikiyle örgütle iltisaklı ... para yatırıp katılım hesabı açtıklarına yönelik her türlü kuşkudan uzak mahkumiyetlerine yeterli ve kuvvetli delil elde edilemeyen sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
3-Kabul ve Uygulamaya göre de;
a-Sanık ... hakkında Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1 inci maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi kabul edilip, TCK'nın 61/3 üncü maddesine muhalefet edilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayini,
b-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulurken, hüküm fıkralarında silahlı terör örgütlerine uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 7/ inci maddesinin atıf maddesi olarak gösterilmesi,
c-Sanık ... hakkında tayin edilen temel cezadan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesi uyarınca artırım yapılırken 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca artırım yapıldığının belirtilmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama maddesinin yalnızca 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesi olarak gösterilmesi,
d-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup, yakalanma ile temadi kesileceğinden; suç tarihinin sanıkların yakalandığı tarih olan 17.08.2016 yerine Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığına 14.08.2016 olarak yazılması
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, derece mahkemesi hükmünü değiştiren Bölge Adliye Mahkemesinin hükmüyle ilgili de bozma kararı verilmesi karşısında 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.