İstinaf başvurusunun esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak,
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; eksik inceleme yapıldığına, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına yöneliktir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret suçunda mağdur kamu görevlisi olup, kamu görevlisi, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının bahsi geçen maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekir.
Avukat katibi olan şikâyetçi ...'in haciz işlemi yapmak için icra memuru katılanla birlikte sanığın evine gittiği, haciz işlemine sinirlenen sanığın katılan ve şikâyetçiye hakaret eylemini gerçekleştirdiği somut olayda, şikâyetçi kamu görevlisi sayılamayacağından, sanığın ...'e yönelik eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalması karşısında uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.09.2024 tarihinde karar verildi.