Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan şirket ile sanığın, 51.942 litre kurşunsuz benzini bir depolama alanından başka bir depolama alanına taşınması konusunda anlaştıkları, ancak sanığın söz konusu ürünü ilgili yere teslim etmeyip zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu ve böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Mahkemece, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurulmuş ise de, kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanı alınan ....nin, sanığın akaryakıtı teslim ettiğini ve buna dair belgelerin şirkette mevcut olduğunu ifade ederek bunları Mahkemeye sunacağını beyan ettiği, nitekim Mahkemece belge sunması konusunda tanığa süre verilmesine yönelik ara kararı kurulduğu ancak bu ara kararın gerekleri yerine getirilmeden sonuca gidildiğinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından, taraflara tüm delillerini sunmaları için süre verilmesi, tanık ...nin belge sunmasına yönelik ara kararın gereğinin yerine getirilmesi, tüm deliller toplandıktan sonra ihtiyaç duyulursa bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bundan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2024 tarihinde karar verildi.