Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; cezanın eksik inceleme ile alt sınıra yakın olarak tespit edilmesinin, eşyanın değerinin "hafif" olarak kabul edilmesinin ve indirim uygulanmasının, sanık hakkındaki hapis cezasının ertelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın olayla ilgili samimi beyanlarda bulunduğuna, ülke içine sokulmayan eşya yönünden kamu zararının oluşmadığına, eşyanın gümrüklenmiş değerinin "pek hafif"
olmasına rağmen "hafif" olarak değerlendirildiğine, nakil aracının müsadere koşulları oluşmadığı halde müsadere edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, açıklanan ve incelemede tespit edilecek hususlar göz önünde bulundurularak hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 16.11.2014 günü saat 15.57 sularında Gürcistan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Sarp Gümrük Sahasına gelen Gürcistan vatandaşı sanık Jıjei Trieladze idaresindeki GGQ 839 plaka sayılı, 1999 model Opel Zafira marka otomobil risk kriterleri çerçevesinde Sarp Sınır Kapısı araç ve konteyner tarama cihazına sevk edilmiş, X-Ray operatörleri tarafından şüpheli yoğunlukların işaretlenmesi üzerine araç arama hangarına alınarak yapılan detaylı aramada; aracın sürücü ve yolcu koltukları altından girişleri olan giriş kısımları kapaklarla kapanmış vaziyette taban kısmındaki bölmeler içerisine gizlenmiş vaziyette 314 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18-21 maddeleri ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53,54 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanığa 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci, beşinci ve onuncu fıkralarından ek savunma hakkı verilmiştir.
Sanık aşamalarda sigaraları ucuz olduğu için Gürcistan'dan aldığını, yakalanmasa idi üzerine bir miktar kâr koyup Türkiye'de satmayı planladığını, maddi durumunun iyi olmaması sebebiyle böyle bir işe kalkıştığını ve pişman olduğunu beyan etmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının ihtar edildiği, sanığın maddi durumunun iyi olmadığı için ödeme yapamayacağını, yararlanmak istemediğini söylediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Gümrük İdaresine teslim edilen ve imha edilenler dahil olmak üzere dava konusu kaçak sigaraların tamamının müsaderesine karar verilmesi yerine yalnızca numune olarak alınan sigaraların müsaderesine karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden müsadereye ilişkin bölümün çıkarılması ve yerine ''Suça konu kaçak eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun' un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası
uyarınca müsaderesine'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
18.09.2024 tarihinde karar verildi.