Taraflar arasında görülen davada Kozluk Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 gün ve 2009/146-2010/394 sayılı kararı onayan Daire’nin 12.06.2012 gün ve 2011/3798 - 2012/10331 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın açtığı ihale sonrası 98 yerleşim biriminin taşıma işini müvekkilinin üstlendiğini ve 06.09.2005 tarihinde davalı ile sözleşme imzalandığını, davalı tarafın kusurlu davranışı ile keşif bedelinin 3.kişilerce öğrenilmesi üzerine müvekkilince çalışılmaya başlanılan bazı araç sahiplerinin işi bıraktığını ve bazı köylerin taşıma işinde geçici aksamalar meydana geldiğini, 28.09.2005 tarihli yazı ile sözleşmeyi tümü ile fesheden davalı tarafın müvekkilince yaptığı işe dair ücreti ödemediğini ve teminat mektubunu nakde çevirdiğini, taşıma yapılacak yerleşim birimlerinin ayrı ayrı ihale edildiğini, davalı tarafın bütün birimler için tek sözleşme yapmasının bu işlerin tek iş olduğu anlamına gelmeyeceğini, aksaklık meydana gelen yerleşim birimlerinden dolayı sözleşmenin tümünün feshinin hukuka aykırı olduğunu, aksaklıkların giderilmesi için davacıya 03.10.2005 tarihine kadar süre verildiği halde, 03.10.2005 tarihinden önce sözleşmenin feshinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının zarara uğradığını ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile birlikte sözleşmenin feshinin haksız olduğunu tespiti ile davacı şirketin yasaklı ilân edilmemesi ve teminat mektubunun iade edilmesine, 42.279 TL kâr kaybı ve 30.915 TL ödenmeyen hak ediş bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin feshinin sözleşmenin 17. maddesi kapsamında yapıldığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yüklenicinin üzerine aldığı taşıma işini sözleşmeye uygun olarak ifa etmediğini ancak, davalı idarenin sözleşmenin 17. ve 27. maddelerinde belirtildiği şekilde ihtar göndermesi, ihtara rağmen aksaklığın devam etmesi halinde, sözleşmenin 27. maddesindeki 20 günlük süreyi de dikkate alarak fesih ihbarında bulunması gerekirken, bunlara uyulmadan yapılan feshin sözleşme hükümlerine ve eklerine uygun olmadığı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava dilekçesi ile talep edilen 7.000 TL’nın dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile talep edilen 66.194 TL’nın 15.03.2007 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12/06/2012 tarihli kararı ile onanmıştır.

Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı taraf harçdan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.