Mağdure vekilinin temyiz isteği yönünden; kovuşturma aşamasında on beş yaşından küçük mağdurenin velisi olan anne ve babasının 26.01.2016 tarihli celsede sanıktan şikayetçi olmadığını ve kamu davasına katılmak istemediğini beyan etmeleri karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/360 Esas, 2016/30 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Özetle;
Suçun sübuta erdiğine ilişkindir.
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi ve babasının kovuşturma evresinde alınan ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmaması karşısında, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
1. Oluşa uygun kabule göre suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 103/1-1. cümle ve 31/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-d ile 66/2. maddesi gereği 7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı 26.01.2016 tarihli duruşma celsesi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 6 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
A. Mağdure vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/360 Esas, 2016/30 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/360 Esas, 2016/30 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.