... ile ... ve müşterekleri, dahili davalılar ... mirasçıları ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, muhdesat tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.05.2009 gün ve 236/80 ... hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verilmiş olmakla, dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, öncesi 48 ada 45 parsel olup imar uygulaması sonucu 3559 ada 5 parsel olan taşınmazın 1976 yılında zilyetliğin devri senedi ile satın ve devralındığını, 1977 yılında üzerine 3 katlı bina yapıldığını, dava tarihine kadar koşullarına uygun olarak vekil edenince tasarruf edildiğini, satış tarihinde davalı olması nedeniyle tapuda devir yapılamadığını, Kadastro Mahkemesi kararıyla hükmen 1/3 oranında paylı mülkiyet şeklinde davalılar ... ... ve..... ... adına tesciline karar verildiğini, Kadastro Mahkemesi'ndeki vekalet ücreti nedeniyle Av.....tarafından ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2004/327 Esas ... dosyası ile icra takibi yapıldığını takibin kesinleştiğini ve taşınmaz üzerine haciz konularak satışa çıkarıldığını açıklayarak tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerindeki binanın müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve müşterekleri vekili, davanın yersiz olduğunu, isteğin takipteki mala istihkak davası mahiyetinde bulunduğunu, davanın kayıt maliklerine karşı açılması gerektiğini, kayıt maliki olmadıklarından müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, vekalet ücretine ilişkin olarak taşınmaz üzerine haciz konulduğunu açıklayarak; bu nedenlerle müvekkilleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesini savunmuş, olmadığı takdirde müvekkilleri hakkındaki davanın tefrikine karar verilmesini istemiştir.
Kayıt maliki diğer davalılar vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmazın Kadastro Mahkemesi kararıyla hükmen vekil edenleri adına tescil edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının satın aldığı miktar her ne kadar 150 m2 olarak belirtilmiş ise de şuyulandırma ve DOP nedeniyle miktarın 98.85 m2’ye ve taşınmaz üzerindeki yerin ise 9885/25000 paya isabet ettiği, taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından yapıldığı, satış tarihinde taşınmazın davalı olması nedeniyle tapuda devir yapılamadığı, satış işleminin tespitten sonra, ancak tutanağın kesinleşmesinden önceki döneme ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 3559 ada 5 parselin 9885/25000 m2 payının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, kalan payların kayıt malikleri üzerinde bırakılmasına, üzerindeki 3 katlı binanın davacı tarafından yapıldığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan icra takibi alacaklıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu imar 3559 ada 5 parselin öncesi kadastro 48 ada 45 parsel olup 08.10.1999 tarihinde Kadastro Mahkemesi kararıyla hükmen davalılar ... ve müşterekleri adına tescil edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki eldeki dava; tespit sonrası, kadastro tutanağının kesinleşmesi öncesi satış ve devirden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda, davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Dava konusu 3559 ada 5 parsel, davalılar ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Davalılar ... ve müşterekleri tapu kaydı üzerinde malik ya da paydaş değildir. Anılan kişiler, kayıt maliklerinin borçlarından dolayı başlatılan icra takibi alacaklıları olup bu kişilerin davada taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. 6100 ... HMK.nun 114 maddesinde taraf ehliyeti dava şartları arasında sayılmıştır. Somut olayda; davanın kayıt malikleri veya mirasçılarına yöneltilerek açılması gerekli ve yeterli iken, taraf sıfatı bulunmayan davalılar ... ve müşterekleri aleyhine açılan davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmemiş olması da doğru değildir. Bu açıklamalar karşısında, hükmü temyiz eden davalılar yönünden davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.471,95 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden ... ve müştereklerine iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.