TCK’nın 155/2,62,52/2-4,51 maddeleri gereğince mahkumiyet

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın katılan şirkete ait deponun idari işler sorumlusu olarak çalıştığı ve bu dönem içinde satışlardan gelen nakit paraları ve kambiyo evrakları teslim alıp, kasa icmailini yaptıktan sonra bunları şirkete havale etmekle görevli olduğu, yapılan incelemede sanığın kendisine tahsil edilerek teslim edilen şarap bedellerini şirket hesabına geçirmediği, bir kısım kayıtları silerek tahsilat makbuz, koçan ve sayfalarını sakladığı, toplamda 19.974. TL kasa açığı verdiği, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın aşamalarda atılı suçu reddettiği, katılan tarafça tek taraflı yaptırılan incelemeye dayanarak sanık hakkında isnatta bulunulduğu anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, katılana ait şirketin ticari defter ve belgeleri getirtilerek sanığın müşterilerden yaptığı tahsilatları şirket hesaplarına aktarıp aktarmadığı ve uhdesinde para bulunup bulunmadığı hususunda alanında uzman bilirkişi/bilirkişilerden rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,
Kabule göre de,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 30/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.