Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - KARAR –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; ......, oğlu ...nin 141/560 oranında pay sahibi olduğu dava konusu taşınmazın, Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun 13.03.1957 tarih ve 390 sayılı kararı ile Ankara’da kurulacak olan Ortadoğu Teknik Üniversitesinin inşası için kamulaştırılmasına karar verildiği ve kamulaştırma işleminin Ankara 6. Noterliği kanalı ile ...oğlu... adına tebliğe çıkartılarak, tebligata "17.08.1957 tarihinde usulen tebliğ edilmiştir" şerhinin düşüldüğü ve taşınmaza 1964 yılından itibaren davalı idare tarafından fiilen el konulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda;
1- Davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için tapu kayıt maliki olan ...oğlu... ile davacının murisi olan ve tebliğ tarihinde ölmüş bulunan ... oğlu... ...’in aynı kişi olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile karar verilmesi,
2- Kabule göre de; Dava konusu taşınmaza 1964 yılından itibaren el atıldığı anlaşılmıştır.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 6. madde ile “ Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarih ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini, bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.”
Hükmü getirilmiş olup, davacı vekili tarafından mahkemeye verilen 11.08.2010 tarihli dilekçe ile 5999 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı idare ile uzlaşma yoluna gidilemeyeceğinin bildirildiği gözetilerek, işin esasına girilip, talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının irad olarak hazineye kaydedilmesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.