Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 160 parsel sayılı 28384,48 m² yüzölçümündeki taşınmaz davacı ... ...'nın zilyetliğinde olduğu ancak öncesinin mera olduğu ve mera komisyon haritasında kaldığından söz edilerek kadim kulanıma dayanılarak mera niteliğiyle sınırlandırılmış, 117 ada 67 ve 68 parsel sayılı sırasıyla 62660 m² ve 15565,28 m² yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak ve taşlık vasıflarıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine dava konusu 108 ada 160 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, 117 ada 67 ve 68 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 117 ada 67 ve 68 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı ... ...'nın zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı, dava konusu 108 ada 160 parsel sayılı taşınmazın ise kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten dava konusu 108 ada 160 parsel sayılı taşınmazın sınırlarında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera bulunmaktadır.Dava konusu taşınmazın sınırlarını oluşturan taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış,yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazın sınırını oluşturan mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmaza el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ... ...'nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 20.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.