Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.11.2011 tarih ve 2007/323-2011/565 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Şanlıurfa'daki ecza deposundan çeşitli ilaç ve malzemelerin, Ankara İli ve çevresindeki müşterilerine taşınmak üzere davalı şirketin Şanlıurfa Şubesi'ne teslim edildiğini, üzerinde teslim alacak kişinin veya şirketin adı ve adresleri yazılı olmasına rağmen gönderilerin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı olan...Sarı'ya teslim edildiğini ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik müşterilere teslim edilmeyen malzemeden dolayı uğranılan zarar olarak 50.000 TL, munzam zarar nedeni ile 1,00 TL, yoksun kâr nedeni ile de 1,00 TL olmak üzere toplam 50.002,00 TL'nın, her bir fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, munzam zarar ve yoksun kalınan kâr taleplerinden 01.07.2008 tarihli oturumda feragat etmiş, diğer tazminat talebini ise 10.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 391.917,63 TL artırarak 441.917,63 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin davacının göndermiş olduğu kargoların bir kısmının, davacı şirketin talebi üzerine taşıma faturasında talep edildiği gibi davacı şirket çalışanı...Sarı'ya teslim edildiğini, fatura incelendiğinde de alıcı yanında not olarak “... Sarı'ya teslim edilecektir” ibaresi olduğunu, taşıma işinin talebe uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK'nun 767/5. maddesi uyarınca davanın bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının yerinde görülmediği, toplam 53 adet gönderinin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı...Sarı'ya teslim edildiği ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığı, meydana gelen zarardan TTK'nun 781. ve 782. maddelerine göre taşıyıcı davalının sorumlu bulunduğu, davalının 781/2. fıkrasına göre ziya ve hasardan sorumlu olmadığını da ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 441.917,63 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yurtiçi taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 773. maddesine göre taşıyıcı, eşyanın gönderilmesinde, aldığı emre göre harekete mecburdur. Her ne kadar davaya dayanak yapılan davalıya ait sevk irsaliyeleri ekinde bulunan ve davacı tarafından düzenlenen faturalarda teslim adresleri, müşterilerin adresi olarak gösterilmiş ise de, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, somut olayda davacı adına ve onun temsilcisi sıfatıyla hareket eden ve daha önce de malları bu şekilde teslim aldığı anlaşılan dava dışı...Sarı, malların kendisine teslim edilmesini istemiştir. Nitekim, işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin dışındaki 39 adet gönderi de bu şekilde ...’e teslim edilmiş ve dava konusu yapılmamıştır. ...’in davacı şirketin çalışanı ve Ankara’daki yetkili temsilcisi olduğu ve işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin de ...’e teslim edildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taşıyıcı, ...’in davacının yetkilisi olduğunu bildiğine ve...de taşıma sürecinin malların kendisine teslimle son bulmasını istediğine göre, davalı taşıyıcı, artık...tarafından kendisine verilen emre uymak zorundadır. Davalının bu durumda, davacı gönderenin talimatlarına aykırı davranıp malları müşteriler yerine ...’e teslim ettiği gerekçesiyle, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ileri sürülemez.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, gönderenin talimatlarına uyulmamasından kaynaklanan davalar, TTK’nun 767/4. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Somut uyuşmazlıkta da 11.06.2007 tarihinde açılan kısmi davada şimdilik (50.000) TL’nın tahsili istenmiş, kısmi davada zamanaşımı savunmasında bulunulmamış, ancak 10.06.2009 tarihinde harcı yatırılan ıslah talebine karşı, davalı tarafından 19.06.2009 tarihli dilekçe ile süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur.
Bu durumda mahkemece, ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın TTK’nun 767/5. maddesi uyarınca bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle, davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının reddedilmesi de doğru olmamıştır.
3- Yine kabul şekli bakımından mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davacının kötü adam çalıştırdığı, dava konusu malların davalı tarafından davacı çalışanı ...’e teslim edildiği halde...tarafından başka kişilere satıldığı tarafların kabulündedir. Hatta ceza dosyasında davacı yetkilisinin, davacı şirketçe düzenlenen faturalarda yazılı müşterilerden bir kısmının gerçekte var olmadığı, ...’in bildirmesi sonucu bu kişi ve şirketler adına faturalar düzenlendiği yönünde ifadeleri de vardır.
Bu durum karşısında mahkemece, kötü adam çalıştıran davacı şirketin de meydana gelen zararda en azından müterafik kusurlu sayılması gerektiğinin düşünülüp değerlendirilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.