hak sahibi konumundaki davacıya bağlanan ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilmesi yönündeki davalı SGK Başkanlığı işleminin iptali, aylığın yeniden bağlanarak yasal faiziyle birlikte alınması, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Hakkında verilen boşanma kararı 2001 yılında kesinleşen davacıya, 1988 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca 2011 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen işlemle kesilerek, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı olan ve 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Madde çerçevesinde, gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak, eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük tarihi öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu davada, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirgin bulunan davacının borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olarak, yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulmak suretiyle, borç tahakkuku işleminin hangi dönem yönünden gerçekleştirildiği, başka bir anlatımla, Kurumun 01.10.2008 öncesine ilişkin olarak da tahakkuk işlemini tesis edip etmediği açıklıkla belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre ve 01.10.2008 tarihi esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, anılan saptama yapılmaksızın karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç: Hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.