Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... Kaplan ile davalılar vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici, davalı arsa sahipleri ... ve ... ile dava dışı yüklenici şirket olan Zırhlıoğlu Mimarlık İnşaat Ltd.Şti. arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği, davalı arsa sahiplerince dava dışı yüklenici şirkete verilen vekaletnameye dayalı olarak dava dışı yüklenici şirkete proje yaptığını, iş bedelinin ödenmediğini belirterek, 100.300,00 TL iş bedelinin davalı arsa sahiplerinden tahsilini istemiş, davalılar ise iş bedelinin dava dışı Zırhlıoğlu Mimarlık İnşaat Ltd.Şti.'nden istenmesi gerektiğini belirterek husumet itirazında bulunmuştur. Mahkemece pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlıklı 7/2. maddesinde; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir. Tarifenin bu hükmü uyarınca davada kendisini vekille temsil ettiren ve hakkındaki dava husumet nedeniyle reddedilen davalılar yararına 1.320,00 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 10.074,00 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca vekâlet ücreti yönünden kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendindeki “10.074,00 TL” rakam ve kelimesinin karardan çıkartılarak, yerine “1.320,00 TL” rakam ve kelimesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 05.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.