B O Z M A Ü Z E R İ N E

SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

1) 5809 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na aykırılık suçundan neticeten hükmolunan 1000,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan, sanık müdafinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi göndermesiyle 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2) Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
a) Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 08.03.2017 tarihli bozma ilamına konu İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.02.2013 tarihli ve 2011/221Esas, 2013/138 Karar sayılı kararında sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının 10 eşit taksit halinde ödenmesine karar verildiği, anılan kararın yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ve aleyhe temyiz istemi bulunmadığı halde bozma sonrası yapılan yargılamada adli para cezasının taksitlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesine aykırı davranılması,
b) Adli Emanetin 2009/10130 ve 2009/10131 sırasında kayıtlı belge asıllarının akıbeti hakkında bir karar verilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından taksitlendirme yapılmasına yer olmadığına dair bölümün çıkarılarak yerine 1412 sayılı Kanun 326/son uyarınca "Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının miktarı ile sanığın ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince takdiren birer aylık eşit taksitler halinde 10 ayda tahsil edilmesine" ve "Adli Emanetin 2009/10130 ve 2009/10131 sırasında kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.