Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının 17.11.2008-03.04.2012 tarihleri arasında ... Başakanlığı'na bağlı Sağlık İstanbul Sağlık Yat. İşl. Sos. Hiz. San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde Psikolog olarak çalıştığını, işyerinde Toplu İş Sözleşmesi yapma yetkisine sahip Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, davalı şirketin ...’nin iştiraki olduğunu, işyerinde çalışanların idaresinin her iki davalı tarafından yürütüldüğünü, asıl işveren olan İstanbul Büyükşehir Belediyesinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan hakların ifasından sorumlu olduğunu, davacının işe giriş tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığını, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi gereği 6 aylık periyotlarda zam yapılması gerekmesine karşın, davacının ücretinin düşürüldüğünü iddia ederek; toplu iş sözleşmesi ücret farkı alacağı, eksik ödenen ücret alacağı ve yakacak yardımı alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili özetle; davacının ... personeli olmadığını, husumetin davacının çalıştığı diğer davalıya yöneltilmesi gerektiğini, davacının işe alınmasında, ücretinin belirlenmesinde ve işten çıkartılmasında davalı idarenin talimatı olmadığını, davacının ... iş yerlerinde kesintisiz ve sürekli olarak çalışmadığını, hizmet akdinin belirli süreli olduğunu, davacının talep ettiği alacakların doğmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sağlık Yatırımları ve İşletmeciliği Sosyal Hizmetler San. ve Tic. Aş. vekili özetle; davacının 17.11.2008-03.04.2012 tarihleri arasında ...'nden ihale ile alınan proje kapsamında psikolog olarak belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştığını, birden fazla yapılan iş sözleşmelerinin esaslı nedene dayandığını, bu nedenle belirli süreli iş sözleşmesi özelliklerini koruduğunu, işverenin çalıştıracağı personel maliyeti ile ilgili düzenleme yapma hakkı olduğunu, bunun işletmesel karar olduğunu, işletmesel kararlarla ilgili yerindelik denetimi yapılamayacağını, davacının Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, adı geçen sendika ile davalı şirket arasında 15.11.2007-14.11.2009 tarihleri arasında geçerli Toplu İş Sözleşmesi'nin 25.05.2008 tarihinde imzalandığını, sendikanın davacının 05.01.2009 tarihinden itibaren Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmasını talep ettiğini, bu tarihten itibaren davacıya TİS’ten kaynaklanan alacaklarının ödendiğini, TİS’te iş koşullarındaki değişikliğin ne şekilde yapılacağına ilişkin düzenleme olmadığını, 14.11.2009 tarihinde TİS'in sona erdiğini, 01.01.2010 tarihinde davacı ile yeni bir iş sözleşmesi imzalandığını, iş sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren fark talebinin haklı ve yasal olmadığını, davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalılar avukatları temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-T.C. 1982 Anayasası’nın 55. maddesine göre, “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.”.

T.C. 1982 Anayasası’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesinin zorunlu koşulu, kazanılmış hakların korunması ve kazanılmış haklara yapılan müdahalelerin önlenmesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 62. maddesine göre, “Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.”. Maddedeki düzenleme emredici niteliktedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine göre, “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.”.
Hukukun temel ilkelerinden birisi olan ahde vefa ilkesi gereğince taraflar, yaptıkları bir sözleşmeye, şartlar sonradan değişse dahi uymak zorundadırlar. Ahde vefa ilkesi, sözleşmenin taraflarından birisinin tek taraflı iradesi ile sözleşmenin içeriğini diğer tarafın aleyhine değiştirememesini gerekli kılmaktadır.

İşçinin aldığı ücret miktarının düşürülmesi, ikramiyenin veya sosyal yardımın kaldırılması, işçinin işyeri organizasyonunda mevcut görevinden daha alt seviyedeki bir göreve atanması, çalışma koşullarının ağırlaştırılması gibi durumlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi anlamında iş sözleşmesinin içeriğinin işçi aleyhine değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu tür değişiklikler, yukarıda sözü edilen kurallar doğrultusunda ancak işçinin yazılı onayı ile yapılabilir. İşçinin açıkça onay vermediği esaslı değişiklikler işçiyi bağlamaz. Ücret indirimine dair esaslı değişikliğin işçi tarafından açıkça kabul edilmemesine rağmen ödeme döneminde daha az ücret ödenmesi, hatta bu ödemeye dair ücret bordrosunun işçi tarafından imzalanması durumunda dahi işçinin fark ücret isteme hakkı devam eder.

3-Davacı dava dilekçesinde, yakacak yardımı talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2010 yılı ve sonrası için yakacak yardımı ödenmediği kabul edilerek hesaplama yapılıp alacak hüküm altına alınmış isede, dosyada mübrez ve davacı tarafından imzalanan 2010 yılı ve sonraki yıllara ait iş sözleşmelerinde 210,00 TL. tutarında ve içinde yakacak yardımınında yer aldığı sosyal yardım ödemesi kararlaştırılmıştır. Dosyada mevcut bordro icmallerinden, her ay bu tutarın davacıya ödendiği tespit edilmiştir.
Davacının ödenmeyen yakacak yardımı alacağı bulunmadığından talebin reddi yerine, yazılı şekilde kabulü isabetsizdir.
F)SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.