Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar, davalı ... ile ortak mirasbırakanları ...’dan intikal eden dava konusu 129 parsel sayılı taşınmazın 376/480 payına karşılık gelen kısmına, davalı ... ile ondan taşınmazı kiralayan diğer davalı ... tarafından ekip biçmek suretiyle müdahale edildiğini, mirasbırakanın taşınmazdaki payının tamamını davalı ...’ye vasiyet ettiği 13.05.2002 tarihli vasiyetnamenin, Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/559 Esas, 2010/687 Karar sayılı 30.09.2010 tarihli kesinleşen kararı ile iptaline karar verildiğini ileri sürerek 16.05.2012 tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için toplam 43.123,11. TL ecrimisilin her bir dönem için dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faiziyle ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., usule uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı ...'nin, vasiyetnamenin iptaline ilişkin kararın kesinleştiği tarihten önce malik sıfatıyla iyiniyetle taşınmazda tasarrufta bulunduğu, ayrıca intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 22.06.2017 tarihli ve 2015/5224 Esas, 2017/3759 Karar sayılı ilamı ile “18.09.2004 tarihinde vefat eden, davacılar ile davalı ...'nin mirasbırakanı ...'nun, dava konusu 129 parsel sayılı taşınmazda bulunan 376/480 payını, Kahramanmaraş 2. Noterliğince düzenlenen 13.05.2002 tarihli 4863 yevmiye numaralı vasiyetname ile davalı ...'ye bıraktığı, 23.11.2004 tarihinde açılan Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/559 Esas, 2010/687 Karar sayılı vasiyetnamenin iptali davasında yapılan yargılama neticesinde, vasiyet eden mirasbırakanın işlem tarihinde tasarruf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 30.09.2010 tarihinde söz konusu vasiyetnamenin iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 14.02.2012 tarihinde kesinleştiği, dava konusu 100.000 m² yüzölçümlü, tarla niteliğindeki taşınmazın 376/480 payında (paya karşılık 7.343,75 m²) miras bırakan ...'nun mirasçıları davacılar, davalı ... ile dava dışı ... ve ... 16.05.2012 tarihli intikal işlemi ile elbirliği halinde malik iken davacı ... dışındaki davacıların iştirak paylarını 01.06.2012 tarihinde davacı ...'e satış suretiyle temlik ettikleri, davalı ...'nin de payını dava dışı paydaş ...'a devrettiği, dinlenen tanık beyanlarından taşınmazın 376/480 payına karşılık gelen kısmının tamamının davalıların kullanımında olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, vasiyetnamenin iptaline ilişkin davalar sonucu verilen hükümler kurucu değil açıklayıcı niteliktedir.Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararı ile iptaline karar verilen vasiyet alacaklısı davalı ... aynı zamanda mirasbırakan ...'nun mirasçısı olup, hukuki işlem yok hükmünde olduğundan davalının tasarrufunda iyiniyetli olduğu söylenemez.Öte yandan, davacılar Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/521, 2009/500 Esas sayılı dava dosyaları ile intifadan men olgusunun gerçekleştiğini ileri sürmelerine rağmen, davacıların bu delilleri toplanmadan intifadan men koşulunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir.Hal böyle olunca, Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/521, 2009/500 Esas sayılı dava dosyalarının dosya içine getirilmesi, intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacılar ile davalı ...'nun muris ...'nun ortak mirascıları olduğu, davalı ...'nun mirastan intikal eden 129 parsel sayılı taşınmazın 376/480 payına karşılık gelen kısmın davalı ...'nin kullandığı, miras bırakanın taşınmazdaki payının tamamını davalı ...'ya miras bıraktığı ileri sürülmüş ise de, mahkememizin 2004/559 Esas, 2010/687 Karar sayılı kararı ile vasiyetnamenin iptaline karar verildiği ve bu kararında kesinleştiği, 16.05.2012 tarihinde geriye dönük 5 yıllık döneme ilişkin ecrimisil talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle 43.123,11.TL ecrimisilin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine dair karar verilmiş hüküm davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
1.Davacı taraf, dava dilekçesinde işgal tazminatının dönem sonlarından geçerli kademeli faiz talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.Talep doğrultusunda her dönem için belirlenen alacak ve dönem sonu ayrı ayrı gösterilip faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazların incelenmesinde,
2.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3.Somut olayda, dava konusu taşınmaz tarla vasfında olup mahkemece keşif sonrası alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, ecrimisil miktarı belirlenirken, İlçe Tarım Müdürlüğünden dava konusu dönemler itibariyle münavebeye esas ürünler, verim miktarları ve kilogram satış değerleri sorulup, resmi veriler dosyaya konularak, bu veriler nazara alınmak suretiyle her dönem için belirlenecek üründen elde edilecek net gelir esas alınarak ecrimisile hükmedilir. Eldeki bilirkişi raporunda her yıl için ayrı ayrı hesap yapılmamış, tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda ürün gelir metodu uyarınca ecrimisil hesaplanması gerekirken, (raporda tarla nitelendirilmesi yapılmasına rağmen) arsa vasfındaki taşınmazlar için kabul edilen degerleme oranı uygulanmak suretiyle hesaplama yöntemi baz alınarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca, tarım arazi vasfındaki taşınmazda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri (ecrimisil talep edilen yılları kapsar şekilde) İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı saptanarak, ecrimisil dönemine ait her bir yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılarak alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, davacı vekili ve davalı ... vekili’nin temyiz itirazlarının (1) ve (3) nolu benlerde açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.