Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı ... vekili, dava konusu 1128 parselin bir kısmının, daha öncesinde Toprak Mahsülleri Ofisi'ne 49 yıllığına kiralandığını, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından, taşınmaz üzerindeki idari bina, malzeme deposu, WC, duş, bekçi kulübesi, kantar binası, kantar kulübesi, bekçi lojmanı, buğday depolamak için maydü binaları, trafo ve tesislerin vekil edenine satıldığını, yapılar arasındaki alanın da tarım ürünleri stoğu yapılması amacıyla köy tüzel kişiliği adına davalılara kiraya verildiğini, ancak davalıların, vekil edeninin satın almış olduğu ve vekil edeni tarafından yapılan tüm yapıları da kullanmaya başlayarak bu yapıların vekil edeni tarafından kullanılmasını engellediklerini açıklayarak, davalıların haksız müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hasan ve Hüseyin vekili, Toprak Mahsülleri Ofisi tarafından davacıya satılan bina ve benzeri bölümlerin herhangi bir maddi değerinin bulunmadığını, taşınmaz üzerinde maddi değer ifade eden trafo ve çelik siloların mülkiyetinin vekil edenlerine ait olduğunu, köy tüzel kişiliği tarafından taşınmazın üzerindeki tesislerle birlikte vekil edenlerine 30 yıllığına kiralandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, dava konusu yerin mera vasfında olduğu, kamu malı niteliğindeki meralar üzerinde özel hukuk hükümlerine göre hak iktisabına yasal olanak bulunmadığı, bu nedenle davacının mera üzerindeki muhdesatların kendisine ait olduğu iddiasıyla elatmanın önlenmesi davası açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairenin 2014/26252 Esas, 2016/16623 Karar sayılı ilamıyla, davanın 1128 parsel numaralı mera niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan, davacının Toprak Mahsülleri Ofisi'nden satın aldığını iddia ettiği yapı ve tesislere yönelik tecavüzün önlenmesi isteğine ilişkin olduğu, davaya konu 1128 parsel sayılı taşınmazın mera nitelikli kamu orta malı olup, meraların çıplak mülkiyeti Hazine'ye kullanım hakkı ise bağlı bulunduğu köy ya da belediyeye ait olduğu, eldeki dava gerçek kişiler arasında görülmekte olup Hazine ya da köy tüzel kişiliği davada taraf durumunu almadığı, diğer yandan 1128 parselin zemininin mülkiyetine ilişkin herhangi bir uyuşmazlık da söz konusu olup, Hazine ya da ilgili kamu tüzel kişiliğinin taraf olarak yer almadığı bu tür davalarda, davacı ve davalı tarafında bulunan gerçek kişiler arasında üstün hak yarışması yapılacağı ve üstün hakkını kanıtlayan lehine elatmanın önlenmesi hükmü kurulacağına işaret edilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davalılar vekili tarafından yapılan karar düzeltme talebi yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dosyada mevcut 10.04.2009 tarihli ve 2009/6 Karar nolu köy kararı ile davaya konu taşınmazdaki tesisler sahasının depolama amaçlı kullanılması amacıyla 30 yıllığına davalılara kiraya verildiği, kira sözleşmesinin davaya konu taşınmazdaki yapı ve tesisleri kapsamadığı, davacının mülkiyetinde olan yapı ve tesisler üzerindeki mülkiyet hakkının davalıların şahsi hak bahşeden kira hakkından daha üstün hak ve yetkiler bahşettiği, bu hak ve yetkilere dayanarak davacının açmış olduğu davada haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile taşınmaz üzerinde bulunan WC, duş yapısı, bekçi kulübesi, idari bina, malzeme deposu, kantar binası, kantar kulübesi, bekçi lojmanı, buğday depolama binaları, trafo ve tesislere yönelik davalıların müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve bozma sonrası getirtilen evraklar arasında yer alan tesislerin davacıya 13.03.2009 tarihinde ihaleyle satışı ve 14.04.2009 tarihinde teslimine dair evraklar, 10.04.2009 tarihli davalılara kiralama sözleşmesine dair köy kararı ile 14.04.2009 tarihli davalılar tarafından 30 yılllık kira bedelinin yatırıldığında dair köy makbuzu içerikleri ile birlikte değerlendirildiğinde; tesiste mülkiyet hakkının davacıya ait olduğu tartışmasız ise de söz konusu tesisle birlikte arsanın davacının da bizzat imzası bulunan köy kararı ile davalılara kiralandığı ve aralarında kira ilişkisi olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davacının, davalıların yapılarda hakları bulunmaksızın kullanmalarından kaynaklı elatmalarının önlenmesine yönelik açtığı davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen “Dürüst Davranma” kuralına aykırılık teşkil ettiği; diğer bir ifadeyle hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğinden reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur.
Yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi