... ve birleşen dosya davacıları ..., ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.09.2011 gün, 650/108 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, eldeki ve birleştirilen dava dosyalarında, miras yolu ile intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak Hazine üzerinde kayıtlı 134 ada 289 parsel kapsamında kalan belli bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile ayrı ayrı vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacılardan...’ın yargılama sırasında ölmesi üzerine, mirasçıları usulüne uygun olarak davada taraf durumunu almışlardır.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın orman ve yayla niteliğindeki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece,18.06.2002 tarihli ilk kararda, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiş, Dairece; dayanak tapu kayıt kapsamının belirlenmesi, usulüne uygun olarak orman incelemesi yapılması ve davacılar lehine kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğine işaret edilerek bozma sevk edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne, 134 ada 289 parsel kapsamında kalan A=3224 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle ..., 134 ada 352 parsel kapsamında kalan A=1077 m2 ve B=1227 m2 yerlerin tapu kaydının iptaliyle... mirasçıları, 134 ada 289 parsel kapsamındaki C=907 m2,134 ada 352 parsel kapsamındaki B=1148 m2 ve 134 ada 351 parsel kapsamındaki A=1464 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece; bu kez kadastro tutanağındaki açıklamalar dikkate alınarak taşınmazın vakıf malı olup olmadığı hususunun araştırılmadığına değinilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece
bozmaya uyularak davanın kabulüne, 134 ada 289 parsel kapsamındaki teknik bilirkişiler ..., ... ve ...'un 27.08.2010 tarihli rapor ve 1 nolu krokisinde A harfi ile gösterilen 3224 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı ..., B harfi ile gösterilen 1227 m2'lik kısmın tapu kaydının iptaliyle davacı... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında, C harfi ile gösterilen 907 m2'lik kısmının tapu kaydının iptaliyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 134 ada 351 ve 352 parseller yönünden usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından davacılar ... ve... tarafından bu parsellere yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bahçe niteliğindeki 5358 m2 yüzölçüme sahip dava konusu 134 ada 289 parsel, medreselik yeri olarak Hazine adına kayıtlı 25.05.1935 tarih 52 ... tapu kapsamında kaldığı ve 1964 yılında ... tarafından meyve ağaçları dikilerek bahçe haline getirildiği açıklanarak 01.09.1994 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 25.01.1995 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından, davanın kadastro öncesi kazanmayı sağlayan nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, bozma ilamlarına uyularak sonucu dairesinde işlem tesis edildiğine, taşınmazın Hazine’ye ait tapu kaydı kapsamında kalmadığı, medreselik olan yerin dava konusu parsel dışındaki 200-250 metre mesafedeki başka bir parsel sınırları içerisinde kaldığı belirlendiğine, taşınmazın vakıf malı, mera ya da orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşıldığına, tespit tarihine kadar davacılar lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığına göre, davalı Hazine vekilinin taşınmazın niteliği ve kazanma koşullarına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak, mahkemece, teknik bilirkişiler ..., ... ve ...'un 27.08.2010 tarihli rapor ve 1 nolu krokisine atıfta bulunulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de anılan kroki 1994 yılında düzenlenen kadastro paftasına ilişkindir. Teknik bilirkişiler, davacıların kullandıkları yerlerin 1 nolu krokide gösterilen şekilde olduğunu bildirmişler ise de taşınmazın bulunduğu yerde 2006 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasındaki taşınmazın krokisinin 2 nolu krokide gösterilen şekilde olduğunu açıklamıştır. Her iki kroki incelendiğinde kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen kroki ile 2006 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında düzenlenen kroki, zemindeki sınırlar itibarı ile farklılıklar arz etmektedir. 2859 ... Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanun hükmü uyarınca yenileme çalışmaları sırasında taşınmaz malikinin değişmesi olanaklı değil ise de şekil ve sınırlarında değişiklikler olmuştur. Mahkemece, davacıların zemindeki kullanım durumları dikkate alınarak 1 nolu krokiye itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yenileme çalışmaları üzerine parsellerin zemindeki konumu dikey durumdan yatay duruma dönüştüğünden kabul kararı verilen bir kısım bölümler dava dışı 134 ada 351 ve 352 parsel sınırlarına dahil olmuş, mahkemece 2006 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında taşınmazın aldığı yeni şekil ve sınırlar dikkate alınmadan karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; 2006 yılında yapılan yenileme kadastrosuna ilişkin kayıt ve haritaların getirtilmesi, davacıların zeminde kullandığı yerlerin pafta üzerinde işaretlenmesi, parselin yeni oluşan şeklinin göz önünde tutulması, dava konusu 134 ada 289 parsel kapsamında kalan yerlerin ayrı ayrı belirlenmesi, ondan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yenileme kadastrosu sonucunda oluşan yeni durum gözden kaçırılarak infaz kabiliyeti bulunmayan 1 nolu krokiye değer verilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de; mahkemece davanın kısmen reddine karar verildiğine ve davalı Hazine yargılama oturumlarında vekille temsil olunduğuna göre karar tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca davalı Hazine lehine vekalet ücreti takdir ve tayini gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetli olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.