Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, ağaç kesmediğine ilişkin savunması karşısında her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil elde edilmeden hüküm tesis edildiğine ilişkindir.
Orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde motorlu testereyle 29 adet ağaç kesildiğinin anlaşılması üzerine yapılan araştırmada fındık bahçesi olan şahsın kestiği şüphesi üzerine sanığa sorulduğu ve sanığın hasta kızı olduğunu, maddi durumunun iyi olmadığını, bu nedenle kestiğini beyan ettiğinin tespiti ile sanık hakkında suç tutanağı düzenlenmiştir.
Sanık savunmalarında, dedesinden kalan fındık bahçesi olduğunu, kızının hasta olduğunu, ağaç kesmediğini, kimin kestiğini bilmediğini, suç tutanağı düzenlenirken ağaç kestiğini ikrar etmediğini, ancak hasta kızının olduğunu söylediğini beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yakacak nitelikte ağaçların motorlu testere ile dikiliden, damgasız ve usulsüz kesildiği ve dip köklerinin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu tespit edilmiştir.
Tutanak tanıkları, suç tutanağının doğru olduğunu, sanığın ağaç kestiğini söylediğini beyan etmişlerdir.
6831 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin aynı maddenin dördüncü fıkrasından önce uygulanması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tutanağı, sanık savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.