Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, soruşturma aşamasında sanığın kendilerini tehdit ettiğini beyan eden mağdurların yargılama aşamasında bu beyanlarını kabul etmemeleri karşısında, sanığın savunmasının aksini ispata elverişli somut delil bulunmadığı gözetilmeden ve sanığın eşi olan tanık ...'ın 03/07/2015 tarihli duruşmada, CMK’nın 45. maddesi kapsamında tanıklık yapmaktan çekindiğini belirterek beyanda bulunmayan tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinin hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.