Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; hakkında isnat edilen eylemin maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, herhangi bir yazılı emir tebliğinin bulunmadığına, emri imzalayan komutanın kendi komutanı olmadığına, emrin panoya asılabilecek emir niteliğinde olmadığına, atılı suçlamayı kabul etmemekle beraber cezasının ertelenmeme gerekçesinin Kanuna uygun şekilde açıklanmadığına, emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut verdiği iddia olunan eylem neticesinde kamunun zarar görmediğine ve hizmetin devam ettiğine ilişkindir.

Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta
komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

Yapılan incelemede; suç tarihinde Aksaz-Marmaris/Muğla 6. Deniz Hava Savunma Tabur Komutanlığı emrinde görevli olan sanığın, kendisine daha önce sözlü olarak tebliğ edilmesine rağmen 26.09.2015 tarihinde Güvenlik Tabur Komutanlığı Nöbetçi Astsubaylığı nöbetine gelmediği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 87/1 inci maddesinin hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; suça konu tarihte nöbete gelemeyeceğini nöbet kıdemlisi astsubaya önceden bildirdiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul etmediğini beyan etmiştir.

Usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar...,...,...,...,...,ve ....'in ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

Güvenlik Tabur Komutanlığının 28.09.2015 tarihli yazısı ve ekinde bulunan sanığın 26.09.2015 tarihinde nöbeti devralmadığına dair tutanak ve Ağustos 2015 tarihli Eylül ayı nöbet çizelgesinin aslının tıpkı çekimi dosyada mevcuttur.

6. Deniz Hava Savunma Tabur Komutanlığının 14.03.2016 tarihli yazısında nöbetin sanığa tebliğ ediliş şekli hakkında bilgi verildiği belirlenmiştir.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; Güvenlik Tabur Komutanı imzası ile yayımlanan nöbet listesinin bu mahalde nöbet tutmak üzere görevlendirilen birliklere evrak ekinde bildirilmesi ve ayrıca nöbet mahallinde bulunan göz önü panosuna liste şeklinde asılması suretiyle tebliğ edilerek malum ve muayyen hale getirilen, hizmete ilişkin emir olduğunda kuşku bulunmayan nöbet görevinin yerine getirilmesine ilişkin emre aykırı davranışını hukuken haklı kılacak ve suç kastını ortadan kaldıracak nitelikte mazereti olmadığı anlaşılmakla; sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülmesinde ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsiline ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

17.09.2024 tarihinde karar verildi.