BOZMA ÜZERİNE

Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-2. cümlesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/1-1.cümle, 62/1,53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.02.2019 tarihli ve 2019/409 Esas, 2019/323 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/4093 Esas, 2019/11862 Karar sayılı kararı ile "…Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre olay günü sanığın aynı işyerinde çalışan on yedi yaşındaki mağdurenin göğüslerine dokunup, yanağından öpmek ve kalçasını okşamak şeklindeki fiziksel temas içeren eyleminin kısa süreli, ani, kesintili olması ve fiilin kendiliğinden sonlandırılması da göz önüne alındığında eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak ilk derece mahkemesince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2019/509 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103/1-2.cümle, 62/1,53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesinde yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.10.2020 tarihli ve 2020/87035 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık hakkındaki tüm suçlar yönüyle her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispat edilemediğine, sanığın beraat etmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/1-1. cümlesinden hüküm kurulması gerekirken sarkıntılık olarak kabul edilip aynı Kanun'un 103/1-2. cümlesinden hüküm kurulmasının ve takdiri indirim uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın eylemlerine kendiliğinden son vermemiş olup mağdurenin üst kattaki ... adında kişiye ve patronuna mesaj atıp yardım istemesinden ve ... adlı kişinin olay yerine gelmesinden sonra eylemlerine son verdiğine, bu nedenlerle sayın Mahkemenin olayın sarkıntılık düzeyinde kaldığı şeklindeki kabulünün hatalı olduğuna ve bu kararın bozulup çocuğun cinsel istismarı suçundan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEKLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.09.2024 tarihinde karar verildi.