Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekili; müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma isnadıyla 16/08/2016 ve 01/12/2017 tarihleri arasında 473 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama neticesinde davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine davacının 08/10/2018 tarihinde teslim olduğunu, teslim olduğu tarih itibariyle koşullu salıverilmesine sadece 3 ay kaldığını, ayrıca TCK'nın 221. maddesi uyarınca hakkında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirlerinden yararlanmasına dair de karar verildiğini, müvekkilinin Silivri 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevine 09/10/2018 tarihinde gelmiş olmasına ve geldiği andan itibaren Açık Cezaevine ve Denetimli Serbestlikten faydalanmayı hak etmiş olmasına rağmen 26/12/2018 tarihinde Açık Cezaevine ayrılmış olması nedeniyle Kapalı Cezaevinde fazladan 3 ay kaldığını, bu süre zarfında ailesinin ve şahsının masrafları ile maddi ve manevi kayıpları nedeniyle ; 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın kabulü gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, davacının koşullu salıverilme tarihine üç ay kalmışken yani kapalı ceza infaz kurumuna teslim olduğu gün itibariyle denetimli serbestlik tedbiriyle birlikte tahliye olması gerekirken alınan yanlış gözlem kararı neticesinde fazladan yaklaşık üç ay kapalı cezaevinde kaldığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; davacının iddiasında belirtilen tazminat talebine ilişkin gerekçenin CMK 141. maddede sayılan tazminat isteme nedenlerinden olmadığı ayrıca davacının, cezaevinde kalmış olduğu süre içerisinde başkaca zararına ilişkin dava dilekçesine herhangi bir delil sunmadığı böylece açılan davanın 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerindeki yasal şartları taşımadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, davanın vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.09.2024 tarihinde karar verildi.