Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2016/168 Esas, 2018/198 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, tarafların paydaşı olduğu 334 parselde davalının bir adet ev ve 800 m2 tarlayı 10.07.2013 tarihinden itibaren kullandığını belirterek, davalının elatmasının önlenmesini ve her bir vekil edeni için 5.000 TL olmak üzere 10.000 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, elatmanın önlenmesi davasının reddine, ecrimisil davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 279,64 TL, davacı ... için 580,41 TL ecrimisilin tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerince istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin ecrimisile yönelik istinaf talebinin kesinlik sınırında kalması nedeniyle başvuru dilekçesinin reddine, davacılar vekilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 8.000 m2 tarla nitelikli 334 parselde davacı ...’ın 45/1232, davacı ...’in 467/6160 pay sahibi olduğu, bahsi geçen taşınmazda davalı ve dava dışı paydaşlar bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olayda; dava değeri, müdahale edilen kısmın ve ecrimisilin toplam değerinden davacıların payına isabet eden değerdir. Dava dilekçesinde her bir davacı için 5.000 TL ecrimisil talep edilmiş ve raporda 800 m2 tarım arazisinin 20.000 TL olduğu, yapının 44.160 TL olduğu belirtilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de "Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL'lik kesinlik sınırı 2018 yılı itibarıyla 47.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Somut olayda, dava değerinin 2018 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, eldeki dava bakımından davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesi uyarınca 2018 yılı itibarıyla miktar ve değeri 47.530,00 TL'yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.