Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; ailevi sebeplerle firar etmek zorunda kaldığına, para cezasını ödeyecek gücü olmadığına ve hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
Yapılan incelemede; askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın 05.06.2015 tarihinde öğleden önce kışla ana nizamiyeden sivil kıyafetli olarak çıkarak Birliğini izinsiz olarak terk ettiği, 11.06.2015 tarihinde Orhangazi Askerlik Şubesine müracaat ederek firar durumunda olduğunu bildirdiği ve Birliğine sevkini istediği, sanığa 1 gün yol süresi tanınarak 13.06.2015 tarihinde Birliğine katılacağı hususu tebliğ edilerek serbest olarak Askerlik Şubesince sevk edildiği, 13.06.2015 tarihinde saat 24.00'e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 11.08.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek katıldığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.
İzmir Asker Hastanesinin 10.02.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda; sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğuna ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1,2 maddesinden faydalanamayacağına dair tespitlere yer verilmiştir.
Sanığın Birliğini izinsiz olarak terk ettiğine dair tutanak, vaka kanaat raporu, sevk belgesi, kendiliğinden katılış yaptığına dair tutanak, Orhangazi Askerlik Şubesinin sevk yazısı dosyada mevcuttur.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 13.06.2015-11.08.2015 tarihleri arasında kesintisiz süren ve kendiliğinden gelmekle son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
17.09.2024 tarihinde karar verildi.