SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Sanık Müdafiinin Temyizinin İncelemesinde;
Sanığa yüklenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun Kanun’da gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde düzenlenen dava zamanaşımının, 02.11.2007 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,

B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Sanık Müdafiinin Temyizinin İncelemesinde;
Sanık ...'in yönetimindeki ... plaka sayılı araç ile alkollü vaziyette seyir halinde iken kaza yaptığı, alkollü olması nedeniyle aracın kasko sigortasından faydalanamayacağını düşünen sanığın, ertesi gün Gölbaşı İlçe Jandarma Komutanlığı'na kaza yaptığına ilişkin ihbarda bulunduğu, gelen kolluk birimlerine kendisinin kaza yaptığını belirterek buna ilişkin kaza tespit tutanağı tanzim edilmesini istediği, jandarma görevlilerince yapılan incelemede, kaza yerinin gösterilen mahal olmadığının anlaşılması üzerine başlatılan tahkikat ve araştırma sonucu gerçek durumun tespit edildiği şeklindeki olayda;
5237 Sayılı TCK'nın 158/1-k maddesinde sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçunun oluşması için sigortalanan sanığın sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek, bedeli sahte işlem ve belgelerle alması ya da almaya kalkışması gerektiği, olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketlerinin başlamış sayılmayacağı, somut olayda sanığın sigorta şirketine ihbarda bulunduğu; ancak sigorta bedelini almak amacıyla kazayla ilgili herhangi bir belge sunmadan talepte bulunmaktan vazgeçtiği, kaza yerine gelen jandarma görevlileri tarafından yapılan incelemede, araç üzerindeki çarpma izlerinin olay yerinden farklı olduğunun, sanıkta çarpmaya uygun bir yaralanmanın bulunmadığının, sinyal lambasının kırık parçalarının kaza yerinde olmadığının, yağ izlerinin sanığın evinin önünden başladığının, tanıklık etmek istemeyen kişilerin anlatımlarına göre aracın kaza mahalli olduğu iddia edilen yere sonradan getirildiğinin saptandığına ilişkin 02.11.2007 tarihli tutanak düzenlenerek soruşturma işlemlerinin başlatıldığı,dolayısıyla sanığın amacı doğrultusunda sigorta şirketine ibraz edebileceği herhangi bir tutanak düzenlenmediği gibi; sanığın sigorta şirketine ihbarda bulunduğu halde sigorta bedelini talep etmediği dikkate alındığında, nitelikli dolandırıcılık suçunun icra hareketlerinin gerçekleşmediği, sanığın eyleminin hazırlık aşamasında kaldığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.