Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Halil ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Halil ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu 4 nolu bağımsız bölümü 07.02.2013 tarihinde davalı ...'e, 13 nolu bağımsız bölümü 04.03.2013 tarihinde davalı ...'e sattığını, davalılar arasında akrabalık olduğunu belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
1. Davalılar Halil ve ... vekilleri verdikleri cevap dilekçelerinde, satışların muvazaalı olmadığını, 13 nolu bağımsız bölümün baştan itibaren müvekkili Halil'e ait olduğunu, borçlunun kredi çekebilmesi için devir edildiğini, anlaşma gereği kredi bitince yeniden müvekkiline devredildiğini, Halil'in taşınmazı 2000 yılından 2014 yılına kadar aralıksız kullandığını, 2014 yılında kiraya verdiğini, elektrik, su, doğalgaz aboneliğinin baştan itibaren müvekkiline ait olduğunu, 4 nolu bağımsız bölümün ise müvekkili ...'nın 2010-2011 yıllarında borçluya verdiği paranın ödenmemesi üzerine devredildiğini belirterek davanın reddine talep etmişlerdir.
2. Davalı borçlu Hüseyin Dogruer cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ... ...'in borçlu davalı ...'ın eşinin amca oğlu, diğer davalı ... ...'in ise davalı borçlu ...'ın eşinin erkek kardeşi olduğu da göz önünde bulundurularak bu kişilerin borçlunun içinde bulunduğu durumu bildikleri gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvuru dilekçesinde; davalı ... ...'inde davacı gibi davalı borçlu ...'dan alacağı olduğunu, alacağını nakit olarak tahsil edememesinden dolayı davaya konu taşınmazı borcu karşılığında aldığını, davalı ... ...'e devredilen taşınmazda zaten malikinin Halil ... olduğunu, kredi çekmesi için davalı borçluya devir olarak gösterildiğini, kredi borcunun bitmesinden sonra taşınmazın gerçek sahibine tapuda devredildiğini, müvekkilleri yönünden muvazaalı bir satış bulunmadığını, mahkemece tapu kayıtlarının geldilerinin getirtilmediğini, tapuda taşınmazın önceki malikinin Halil ... olduğunun görüldüğünü, taşınmazın başından beri elektrik, su ve diğer aboneliklerinin müvekkili adına olduğunu, kira sözleşmelerinin dahi müvekkili tarafından yapıldığını belirterek hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava ön koşularının gerçekleştiği, davalı ... ...’in borçlunun eşinin amcasının oğlu, davalı ... ...’in ise borçlunun eşinin kardeşi olduğu, İİK 280/1 gereğince borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden oldukları, davalı ... Doğuer öncesinde kendisi tarafından davalı borçluya tapuda yapılan devir işleminin gerçekte satış olmayıp davalı borçlunun kredi çekmesini sağlamak amacına yönelik olduğunu savunmuş ise de resmi satış sözleşmesinin tarafı olup kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçesi ile davalı ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... ve ... ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı ..., dava konusu 13 nolu bağımsız bölümün borçlunun kredi çekebilmesi için inançlı işlem gereği borçlu Hüseyin'e devredildiğini, kredinin ödenmesini müteakip taşınmazın eski maliki olarak kendisine devredildiğini iddia etmiştir. Dosya içresinde celp edilen, tapu, banka kayıtları ve diğer belgelerden, 13 nolu bağımsız bölümün 2004 yılından beri davalı üçüncü kişi Halil'e ait iken 04.11.2010 tarihinde davalı borçlu Hüseyin'e devredildiği aynı gün Türk Ekonomi Bankasından borçlu lehine kredi çekildiği, kredinin 04.03.2013 tarihinde bittiği ödemelerin borçlu tarafından yapıldığı, kredinin bittiği gün 04.03.2013 tarihinde taşınmazın yeniden davalı ...'e devredildiği, 2004 ve 2007 yılından itibaren su ve doğal gaz aboneliğinin davalı ... adına olduğu, 2010 yılındaki satışa rağmen, 2014 yılına kadar davalı ...'in oturduğu, daha sonra ise dava dışı kişilere kiralayarak kullandığı anlaşılmıştır. Bu halde, inançlı işlemin yazılı belgelerle ispatlandığının, davalı borçlunun malik olma amacıyla taşınmaza hiçbir zaman sahip olmadığının kabulü ile davanın 13 nolu bağımsız bölüm ve davalı ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.