Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin davacı hakkında haksız soruşturma ve kovuşturma yapılması ve yurtdışına çıkmamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle 4.360 TL maddi ve 120.000 TL manevi tazminatın tedbir tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; avukata ödenen vekalet ücretinin maddi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiğine, davacı hakkında haksız 3 yıl süre ile adli kontrol uygulanması ve davacının haksız cezai soruşturmaya maruz kalması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, davacının gözaltı ve tutuklamasının olmadığı, Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/163 E. 2019/177 K. sayılı 13/06/2019 tarihli kararı ile CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat ettiği, kararın 21/06/2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmenin 03/07/2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, sanık hakkında Bor Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 04/08/2016 tarihli yurtdışına çıkmamak adli kontrol talebiyle davacının Bor Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiği, Bor Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/30 sorgu numarası, 04/08/2016 tarihli kararı ile CMK'nın 109/3-(a) maddesi gereğince "yurt dışına çıkmamak" suretiyle adli kontrol kararı verildiği, adli kontrolün amacının tutuklama koruma tedbirinde de genel olarak öngörülen, şüpheli veya sanığın kaçmasını, saklanmasını veya delilleri karartmasını önlemek, tanık ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine engel olmak ve yargılamanın sağlıklı şekilde yapılmasını sağlamak olduğu, tutuklama koruma tedbiri yönünden, başvurulan bu tedbirin ne kadar süreceği konusunda yasada azami bir kısım süreler belirlenmesine karşın, kanunda adli kontrol tedbirinin uygulanması açısından her ne kadar bir üst sınır belirtilmemiş ise de, bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbiri de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılmasının gerektiği, bu kapsamda tazminat talebine konu edilen dava konusu somut olayda, davacı hakkında verilen "yurt dışına çıkmamak" adli kontrolünün süresi dikkate alındığında Anayasanın 13. maddesinde öngörülen temel hakların sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine" ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141/1 ve devamı maddelerinde hangi koruma tedbirlerinin tazminat gerektirdiği tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrol tedbirinin kanun kapsamında yer almaması, 6545 sayılı Kanun ile CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkra kapsamında da bir zarar oluşmaması nedeniyle anılan kanundaki şartların davacı bakımından gerçekleşmediği, bu nedenlerle adli kontrol nedeniyle talep edilen manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, ayrıca her ne kadar haksız soruşturma ve yargılama nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş olsa da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından makul şüphe ile açılan kamu davasından davacının CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, ayrıca bu durum CMK'nın 141/1 ve devamı maddelerinde tahdidi olarak sayılan nedenlerden biri olmaması, 6545 sayılı Kanun ile CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkra kapsamında da bir zarar oluşmaması nedeniyle anılan kanundaki şartların davacı bakımından bu açıdan da gerçekleşmediği, bu nedenle talep edilen bu manevi tazminatın da reddine karar verilmiş, ayrıca ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği ancak, beraat kararı ile birlikte ödenen veya ödenmesi gereken miktardan daha fazla vekalet ücretinin kişi tarafından ödenmesi halinde belirli şartların gerçekleşmesi halinde tazminat olarak talep edilebileceği, davacının 4.360 TL vekalet ücreti ödediği ve bunu maddi tazminat olarak talep ettiği, davacı lehine asıl mahkemesinde 5.450 TL vekalet ücreti verilmesine karar verildiği, bu nedenlerle de maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, davanın vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla,Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.09.2024 tarihinde karar verildi.