Taraflar arasındaki "boşanma" ve "nafaka" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine ve özellikle davacının açtığı boşanma davası reddedildiğinden, müşterek çocukların velayetinin tedbiren davalı anneye verildiği ve davalı kadın ile müşterek çocuklar lehine Türk Medeni Kanununun 197. maddesi uyarınca tedbir nafakasına hükmedildiğinin ve nafaka davalarında reddedilen kısım yönünden karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğinin tabii olduğunun anlaşılmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yapılan soruşturma, toplanan deliller ve Amasra Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/151 esas ve 201/44 karar sayılı dosya içeriğine göre, davacı ve davalının karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri ve fiziksel şiddet uyguladıkları, davacı kocanın birlik görevlerine yerine getirmediği, davalı kadının ise tarafların Bartın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile) 10.09.2007 gün ve 2007/563 esas ve 2007/523 karar sayılı ilamı ile boşanmalarından önce C.K.isimli şahısla güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, tarafların 30.07.2008 tarihinde yeniden evlenmelerinden sonra davacının, davalının bu şahsın bahçesinde çalışmamasını istediği halde, davalının bu şahsın bahçesinde çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.Gerçekleşen olaylara göre, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Davalının, davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamıştır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre tarafların Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1 .bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.12.2012 (Çrş.)