Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında, sanığın tehdit suçunu işlediğine dair katılanın soyut beyanı dışında şüpheden uzak, kesin ve somut delillerin nelerden ibaret olduğu CMK'nın 230/1-b maddesi gereğince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Kabule göre ise;
a) Sanığa yükletilen tehdit suçuna konu "seni kaçırırım" şeklindeki sözün, TCK'nın 106/1-1. cümlesindeki tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde tanımlanan sair tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/03/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.