Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, boşanma davasının reddi ve nafaka miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır (HUMK md. 254, HMK md. 255). Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu yoktur.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın sadakatsiz olduğu, eşine şiddet uyguladığı ve eşini ailesi ile birlikte yaşamak zorunda bıraktığı, davalı-davacı kadının da birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine ağır sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-davalı koca daha ziyade kusurlu ise de, davalı-davacı kadın da az da olsa kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz veya az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi, az kusurlu olan eşe karşı dava hakkı bulunmaktadır. Ancak, böyle bir durumda boşanmaya karar verilebilmesi için, az kusurlu eşin davaya karşı koyması, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı ve evlilik birliğinin devamında bu eş ve çocuklar bakımında korunmaya değer bir yarar kalmamış bulunmalıdır. (TMK. md. 166/2) Olayda davalı-davacı kadın da kusurludur, kocanın davasına itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir hukuki yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları olayda gerçekleşmiştir. Öyleyse, davacı- davalı kocanın boşanma davasının da kabulüne (TMK. md. 166/2) karar verilmesi gerekirken reddi doğru bulunmamıştır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.12.2012(Çrş.)