Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı kadın tarafından; kocanın boşanma ve aile konutu şerhinin kaldırılması davasının kabulü ve kendisinin alacak talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itiraları yersizdir.
2-Cevap dilekçesinin sonradan harçlandırılmış olması; cevap dilekçesine karşı dava niteliği vermez. Davalı-davacı kadının talebine ilişkin süresinde harçlarını yatırmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış birkarşı davası bulunmamaktadır. Kadının alacak talebini içeren cevap dilekçesini süresinden sonra harçlandırmış olması nedeniyle; alacak talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilecek yerde; kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3-Aile konutu olarak kullanılan bir taşınmazın tapu kaydına Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca konulan "aile konutu şerhi"nin kaldırılması; evliliğin herhangi bir sebeple sona erdiğinin ya da taşınmazın aile konutu niteliğini kaybettiğinin gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Eşlerden birinin tek yanlı olarak konutu boşaltmış olması; bu konutu aile konutu olmaktan çıkarmaz. Durum böyleyken, mahkemece, davacı kocanın konutu boşaltmış olması gerekçe gösterilerek, şerhin kaldırbirkarşı davası bulunmamaktadır. Kadının alacak talebini içeren cevap dilekçesini süresinden sonra harçlandırmış olması nedeniyle; alacak talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilecek yerde; kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3-Aile koılmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
4-Mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda davalının daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma ve toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın ortak konutu haklı kabul edilemeyecek nedenlerle eşyaları da alarak boşalttığı ve eşine hakaret içeren sözler söylediği; buna karşılık davalı-davacı kadının da kocası ve kocasının ilk eşinden olma kızına ağır sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda kadın daha ağır kusurlu olmayıp; tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Durum böyleyken; mahkemece kadının daha ağır kusurlu kabul edilmesi doğru olmadığı gibi; eşit kusurluluk durumu yoksulluk nafakası talebine engel olmayacağı (TMK.m.175) ve kadının elde ettiği gelire göre zaman zaman çalışmış olmasının onu yoksulluktan kurtarmayacağı halde; yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
5-Davalı-davacı kadının usulünce açılmış bir karşı davası bulunmadığı ve aile konutu şerhinin kaldırılması davasının da reddi gerektiği halde; davacı-davalı koca yararına sadece boşanma davası yönünden vekalet ücreti takdiri gerekirken; kabul edilen bir, reddedilen iki dava varmış gibi üç ayrı vekalet ücretine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz edilen hükmün yukarıda 2,3,4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.12.2012 (salı)