Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığınca ... ili, ... ilçesi, ... ve Düz mahallesi ... Bulvarı üzerinde bulunan ve ‘rıhtım alanı’ olarak nitelendirilen bölgede deniz dolgu işlemine başlanıldığını, sonrasında ilgili birimlere (... Büyükşehir Belediye Başkanlığına, ... Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı IX. Bölge Müdürlüğüne) başvuruda bulunarak bu alanda uygulanması düşünülen projenin bir örneğinin istendiğini, tüm bu başvurularına gelen yanıtlarda projenin olmadığının belirtildiğini, deniz dolgusuna başlayan davalı tarafından alınan herhangi bir idari karar veya meclis kararı da bulunmadığını, bu nedenle idari yargı yoluna başvurabilmelerinin söz konusu olmadığını, yasa dışı uygulama ile deniz dolgusuna başlanılmasının gelecekte telafisi olanaksız zararlar oluşturacağını, yasa dışı müdahalenin men’ine, ve yapılan dolgu alanının eski haline getirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme ile tensiben husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın ... aleyhine açıldığı, davacıların dava konusu yerde her hangi bir mülkiyet veya zilliyetlik haklarının bulunmadığı, dava konusu yerin hazinenin mülkiyetinde bulunduğu, idarenin işlemine karşı davayı idari yargıda açabilecekleri, dosyada men’i müdahale ve kal davasını ancak hazinenin açabileceği, bu nedenle davacıların husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, ayrıca belediye tarafından yapılan dolgu işleminin 13.06.1983 tarihli imar planına uygun olup, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla açılan davanın tebligat aşamasına geçilmesine yer olmadan tensiben husumetten ve esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayımızda, mahkemece davanın idari yargının görev alanına girdiğine ilişkin kararı yerinde ise de tensiben esastan reddi doğru olmamıştır. Ancak sonuç itibariyle red kararı doğru olduğundan hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının düzeltmek suretiyle onanması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 1. fıkrasının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "Açılan davanın hem husumetten hem esastan reddine," kısmı kaldırılarak yerine "Açılan davanın görevsizlik nedeniyle reddine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.