Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Dava dilekçesinde, davacının da paydaş olduğu imar uygulaması ile oluşan 4337 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında imar uygulaması öncesi Hazine adına kayıtlı olan 4124 parsel sayılı taşınmazında katıldığı ve bu taşınmazın tapu kaydında "Bu Yer ... Oğlu ...'ün Zilyedindedir" şerhinin mevcut olduğu, bu şerhin işlevsiz kaldığı gibi hukuksal dayanağı da kalmadığı, yeni maliklerin tasarruf haklarını kısıtladığı ileri sürülerek şerhin terkini istenmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile dava konusu taşınmazın geldisi kayıtlarından olan 4124parsel sayılı taşınmaz kaydının hükmen tescil kararı ile 13.05.1987 tarihinde kesinleşen ilam ile tapuya tescil edildiği, tescile dayanak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.1984 tarihli ve 1983/139-1984/38 sayılı ilamında "tapulama tespitinden sonra inşaatı davacı tarafından Murtaza Aksüt tarafından tamamlanan parsel içerisindeki tek katlı evin ait olduğu hususunun 766 sayılı Yasa'nın 40.maddesine göre kütüğün beyanlar hanesine işenmesine" karar verildiği, bu hükme göre davalılar lehine müktesep bir hak doğduğu ve bu hakkın hali hazırda uygulanması gerekirken ilgili Tapu Müdürlüğü tarafından mahkeme kararının uygulanmadığı beyan edilerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, kesinleşen tespit tutanağına karşı davalıların süresinde bir dava açtıklarını ispat edemediklerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile ilgili şerhin hükümsüz kaldığı kanaatine varılarak zilyetlik şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmaza ait tapu kaydındaki mevcut zilyetlik şerhinin terkini istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava konusu ... İli ... İlçesi ... 4337 ada 2 parselin 35.364 m2 arsa vasfıyla imar uygulması yoluyla 02.10.2009 tarihinde Hazine ve diğer paydaşlar adına tescil edildiği, davacı şirketin 2785/35364 payı 13.04.2012 tarihinde satış+birleştirme sureti ile edindiği, tapu kaydında "Bu Yer ... Oğlu ...'ün Zilyedindedir" şerhi ile başka şerhlerin mevcut olduğu, bu taşınmazın imar uygulamasına konu geldi taşınmazlarından birisinin davalıların murisi ... lehine zilyetlik şerhi olan 4124 parsel olduğu, 4124 parselin kadastro tespiti 11.06.1974 tarihinde "miktar fazlası" olarak Hazine adına tespit gördüğü ve Hazine adına 19.11.1982 tarihinde hükmen tescil edilmiş olup tapu kaydında davalıların murisi lehine zilyetlik şerhi verildiği, yapılan keşif esnasında alınan tanık beyanlarına göre imar uygulamasına konu ve üzerinde şerh olan taşınmazlardan 4124 sayılı parselin imar planında kısmen yol, kısmen yeşil alan olarak ayrıldığı, fen bilirkişisi raporunda ise 4124 parselin imar uygulaması sonucu oluşan 4337 ada 2 parselin sınırları dışında kaldığı, yani zilyetliğe konu yapı mevcut tapu kaydı sınırları dışında kaldığı anlaşılmakla davanın bu sebeple kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/son gereği mahkeme karar gerekçenin değiştirilerek onanması uygun görülmüştür.

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle reddi ile Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/son maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.